Hasankeyf-Midyat
Uygarlıklar merkezine seyahatimizin ikinci noktası, Hasankeyf ve Midyat oldu.
Milat öncesi ve sonrası geçmişi ile Dicle nehrinin nazlandırdığı Hasankeyf, uygarlıklara yaptığı ev sahipliğiyle bir hayli yorulmuş.
Batman’a 37 km uzaklıktaki şehrin birkaç adı var. Kayalara oyulmuş mağara içindeki 3 bini aşkın evler nedeniyle, “Mağaralar Şehri” veya “Kayalar Kenti” olarak bilinmekte.
Süryanice “Kefa”, Arapların yerleşmesiyle, Arapça da “Kaya Kale” manasına gelen “Hısnı-Keyfa” ismini almış.
Osmanlı hâkimiyetine girdiği tarih olan 1517’den sonra ise Hasankeyf ismiyle bugüne gelmiş. Şehrin kurucularının kimler olduğu bilinmiyor. Bilinenler ise özetle şöyle anlatılıyor.
Gunfe vadisindeki mağara resimleri, bölgenin eski çağlarda şekillendirildiğine (İ.Ö. IX. yüzyılı) işaret etmektedir.
Stratejik önemi nedeniyle, İ.S. II. yüzyılda Roma İmparatorluğunca askeri üs olarak kullanılmış.
Ortaçağ başlarında Hıristiyan Süryanilerin yaşadığı Hasankeyf, Hz. Ömer zamanında 640’ta İslam topraklarına katılmış ve sırasıyla Emevilerin, Abbasilerin, Hamdanilerin ve Mervanilerin idaresine girmiş.
Selçuklu Sultanı Alparslan’ın komutanlarından Artukoğlu Sökmen, 1101 yılında “Hısn-ı Keyfa Artukluları” adıyla bir devlet kurmuş.
Hasankeyf 130 sene Artukluların, “Hısn-ı Keyfa” ve “Amida” (Diyarbakır) beyliklerinin başkenti olmuş.
1232 yılında Eyyubi Hükümdarı “EI-Melikü’l Kamil” şehri zapt ederek, Artukluların hâkimiyetine son vermiş, Hasankeyf emirliğine de oğlu “EI-Melikü’s Salih’i” getirmiş.
1260 yılında gerçekleşen Moğol istilasındaki yağma ve tahribattan Hasankeyf büyük zarar görmüş ve bir daha eski haline dönememiş.
Kısa bir süre (1461-1482) Akkoyunlu hâkimiyetinde kalan Hasankeyf, Karakoyunlu ve Mardin Beyleri arasında süren çekişmelerde sık sık el değiştirmiş, 1517 yılında Osmanlı hâkimiyetine girmiş.
Osmanlı döneminde Midyat’a bağlanan Hasankeyf, 1926 yılında Gercüş’e, 1990 yılında Batman’ın il olmasıyla Batman’a bağlanmış.
•
Yine insanlık tarihiyle hayatın başladığı ve İslam dâhil, diğer inançların yaşandığı yer olan “Midyat” ismi, “İbadet edenlerin diyarı” anlamına gelmekte.
Kısaca Midyat’ın da tarihine konaklayarak yola devam edelim.
Midyat, yer yuvarlağındaki en eski yerleşim bölgesi olarak bilinen Yukarı Mezopotamya’da; Sümerler, Asurlular, Urartular, Makedonyalılar, Persler ve Romalılar gibi birçok uygarlığın egemenliğine girmiş.
Ayrıca yine tarihi kaynaklara göre Orta Asya’dan göçüp, Anadolu’ya gelen Eti Türkleri de Midyat’a yerleşmişler.
Gerçek anlamda Midyat’ın fethi yine 640 yılında, Hz. Ömer dönemine rastlamakla birlikte, daha sonra Emeviler ve Abbasiler hâkimiyet sağlamış.
Özellikle Abbasilerin yöreye hâkim olmasıyla bölgede çok geniş bir imar hareketi gerçekleşmiş, Midyat’la birlikte köylerin büyük kısmı, Abbasilerin parlak dönemi olan Harun Reşit zamanında kurulmuş.
Son olarak da Anadolu Türk beyliği olan Artukoğulları, bölgeye hâkim olmuş ve 1810 yılında ilçe olan Midyat, Mardin’e bağlanmış.
Ezcümle: Her iki şehrimizi de “gezmeden, görmeden, tatmadan” yaşamak ve anlamak asla mümkün değildir.







