--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hasan Karakaya ve TSK

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Genelkurmay Başkanlığı bugün beni askere çağırsa, seve seve ve koşa koşa gider, üniformamı giyer vazifeye başlarım.

Müslüman milletimize göre “Asker Ocağı, Peygamber Ocağıdır”. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bünyesindeki yüzbinlerce er ve erbaşlarımız başta olmak üzere, binlerce subay ve astsubaylarımıza göre de Peygamber Ocağıdır.

Hasan Karakaya eğer hayatta olsaydı, bu yaşında eminim o da yurtiçi ve yurtdışı savunmalarında bulunmak için seve seve askere giderdi.

Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen başsağlığı mesajını hazmedemeyenlerin acaba bırakın askere çağrılmalarını, hangisi nerede askerlik yapmış veya çocuklarından hangisi nerede, hangi şartlarda askerlik yapmıştır?

Müslüman halkımıza göre askerlik vazifesi “Cihat” mesabesindedir. Müslüman kültüründe askerin adı, “Mehmetçiktir”,  “Mücahittir.”

Ancak Mehmetçiğin ne demek olduğunun şuuruna varanlar Hasan Karakaya’yı anlarlar. Lakin Mehmetçiğin sırtından geçinip, iş onlarla birlikte olmaya gelince sırt dönenler, elbet başsağlığı mesajından rahatsız olacaklardır.

Çünkü bu kişi ya da kişilerin kimyaları, Mehmetçiğin mana şemsiyesi altında yer alan “milli ve dini” değer yargılarından uzaktırlar, haliyle TSK’nın da bu çizgiden uzak kalmasını isterler.

Ey Hasan Karakaya’ya çemkirenler! Allah rahmet eylesin, Hasan Karakaya çok güzel bir sonla veda etti ve dünyayı size bıraktı.

Ayrıca çok az insana nasip olacak bir şekilde milletin ve devletin eliyle uğurlandı. Milyonlarca insan arkasından dua gönderdi, halen de göndermekte.

Kim bilir sizlerin sonu nerede ve nasıl olacak ve kimlerle nasıl uğurlanacaksınız? Ömrü olanlar sizleri de bugünleri hatırlayarak göreceklerdir.

Bir de şu var. Acaba bu kevgir zihniyetliler, hayatlarında kaç defa Hasan Karakaya ile oturup kalkmışlardır ve ne kadar tanır, bilirler?

Her kimlerseniz! Yarının ne getireceği ve kimin kimle nerede nasıl karşılaşacağı belli olmaz. Dünyada iken bir araya gelmediğiniz ve cevap verecek durumda olmayan bir insana karşı bu kadar alçaklaşmak, karakterinizin belgesidir.

Neyse sözü uzatmadan rahmetli Hasan ağabeyin çok sevdiği yazarımız rahmetli Abdurrahim Karakoç’un, “Dünyayı Size Bıraktım” şiirini, malum güruha armağan edelim.

Bana Mevlana’yı, Yunus’u verin
Mecnun’u, Leyla’yı size bıraktım
Kırk yıldır susuzum, bir tas su verin
Irmağı, deryayı size bıraktım

Talipli değilim şöhrete, şana,
Makamı, rütbeyi yük etmem cana,
Dostluk, sevgi, şefkat yetişir bana,
Dövüşü, kavgayı size bıraktım.

Zaman yoktur ekip, biçip, sürmeme,
Ham topraktan haram mahsul dermeme,
Bir tek gönül kâfi gelir girmeme,
Konağı, sarayı size bıraktım.

Çokta değil, hakta buldum huzuru,
İstediğim alın teri, göz nuru,
Benliği, kibiri, iğrenç gururu,
Faizi, bankayı size bıraktım.

Hiç biriniz telaş etmesin boşa,
Doyacak gözünüz toprağa, taşa..
Beni inancımla koyun baş başa..
Topyekûn dünyayı size bıraktım.

Hasan ağabey ve Abdurrahim ağabeyin ruhları için El Fatiha.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle