Haçlılara ikram edilmek istenen vatanımızın ilk meclisi
Allah milletimize öyle bir feraset verdi ki, “Haydi meydanlara” denildiğinde, vatansever her yurttaşımız, arkalarına bakmadan sokaklara fırladı.
Tankların altına yattı, önüne yattı, kurşunlara göğüslerini gerdi, analar yavrularını kucaklarına alarak cinnet çetesine karşı durdu.
Rabbim korudu ve korusun ki, eğer 15 Temmuz gecesindeki FETÖ cinneti gerçekleşmiş olsaydı, bugün TBMM başta olmak üzere, şehirlerimizdeki emir komuta, Haçlı ittifakının subayları tarafından sevk ve idare ediliyor olacaktı.
Halen FETÖ terör örgütünü destekleyen devletlerin, ülkemiz üzerindeki sahiplenme emeli, Birinci Dünya Savaşı ve hemen akabindeki İstiklal Savaşımızdan beri sürmektedir.
Bu hakikate bir örnek olarak, Ankara halkının “Büyük Meclis” dediği ilk TBMM’nin yine ilk binasındaki işgali ve meclisin “feraset yüklü imece” usulüyle nasıl elden geçtiğini paylaşmak istiyorum.
•
“İstiklal Savaşı’nda Ankara” adlı eserde ilk TBMM’nin bina teşkili şöyle anlatılır:
….. Binadaki eksikliklere rağmen, bir odasında Ankara’daki Fransız işgal müfrezesinin kumandanı oturur ve kapısının önünde de üç renkli bayraklar asılı durur.
Öncelikle halk tarafından Fransız subay derhal buradan çıkarılır. Ulucanlar Mahallesinde yapılan bir ilkokulun kiremitleri getirilir ve binanın çatısının bir kısmı kapatılır.
Fakat çatının bir kısmı açık kalır. Bunun üzerine Ankaralılar evlerinin çatılarındaki kiremitleri sökerek getirirler ve çatı örtüsü tamamlanır.
Binada bazı çeşitli tadilatlar yapılır. Ankaralı marangozlar omuzlarında tahtalar, keresteler ve kalaslarla gelerek toplantı salonunu düzenlerler.
•
Önce başkanlık kürsüsü yapılır. Yanına kürsüde başkan ve başkanlık divanı üyesi milletvekillerinin oturacağı yerler ile tutanak memurlarının çalışacakları yerler yapılır.
Başkanın oturduğu makamın önüne milletvekillerinin konuşacakları küçük bir kürsü konulur. Milletvekillerinin oturmaları için Darulmuallimin Mektebinden okul sıraları getirilerek salona yerleştirilir.
Kürsünün arkasındaki duvara, Ankara’nın ünlü hattatı Hulusi Efendinin özenle yazdığı “Hâkimiyet Milletindir” levhası asılır.
Ayrıca Kur’an-ı Kerim’in 42. Suresi olan Şûra Suresinin 38. Ayetinde geçen, “İşlerini istişare ile yürütürler” mealindeki (Ve emruhum şûrâ beynehüm) ayeti kerimesi bir levha halinde meclisin duvarına asılır.
•
Salonun iki yanına da daracık balkon şeklinde dinleyici locası yapılır. O günlerde Ankara’da elektrik olmadığı için Ankara kahvelerinin birinden getirilen kenarları avizeli büyük bir gaz lambası salonun ortasına asılır.
Salonun ısıtılması için de bir saç sobası kurulur. Koridora milletvekillerinin su içmeleri için üç küp yerleştirilir, küplerin üzerine üç maşrapa konulur.
Kapıdan girince ilk küçük oda mescid olarak düzenlenir. Caddeye bakan ilk oda ise başkanlık odası olarak ayrılır.
Diğer odalar da meclis komisyonları, başkâtip ve muhasebeci için çalışma mekânı olur. Binanın içindeki eksikler böyle giderildikten sonra nihayet milletin bir istiklal meclisi olmuştur.
İşte biz buyuz.







