Haçlı zihniyetlilerin iki yüzü
Türkiye’de yapılacak halkoylaması, Batılı ülkeleri neden böylesine çıldırırcasına ilgilendirmekte ve yöneticileriyle medyası, neden bu kadar kudurmaktadır?
Haçlı Avrupa’sının hegemonyasına girmiş olan “RET cephesi”, “RET” sebeplerini açıklamak yerine, neden “EVET” diyen büyük çoğunluğa düşman kesilmekte ve propagandalarını sürekli tehditlerle sürdürmektedir.
Sorular lafın gelişi. Cevap aramaya gerek yok. Herkesin karakteri, mayası, neye nasıl inanıyorsa, inançları çerçevesinde bir cevabı vardır. Geçelim.
Bağ bizim, dağ bizim, ova bizim, tarla bizim, harman bizim, ağa bizim, ırgat bizim, çoban bizim, davar bizim, ekmek bizim, yağ bizim, şehir bizim, kasaba bizim, köy bizim.
Peki, Avrupa, ABD ve onlara zihinsel kölelik eden Türkiye düşmanı çevrelere ne? Köpeklerine hoşşt, tavuklarına kişşt mi dediğimiz var?
•
Tamam, şunu biliyoruz. Haçlı zihniyetliler ezelden beri “Hilal” düşmanıdırlar. Hilal; barışın, kardeşliğin, Haç ise kavganın temsilcisidir.
Halkoylaması kampanyasında da bu resim apaçık görülmektedir. “RET” cephesine baktığımızda, bilinçaltlarındaki esas gayelerinin, “Hilal” ve anlamına düşmanlıklarıdır.
Ne yapalım ki, burası “Hilal topraklarıdır” ve yüz yıllardır, İslam başta olmak üzere, nice inançlar ve ırklar, Hilal’in altında huzur ve güven içerisinde yaşamış ve yaşamaktadırlar.
Bu barış ve kardeşliği, “Hilal’e” düşmanlık edenler, memleketin ve milletin yüz yılını harap ederek bozmuşlardır.
Hamdolsun on beş yıldır, Haçlı zihniyetinin asla istemediği bir iktidar görevdedir.
15 Temmuz kalkışması başta olmak üzere ne badirelerden geçilmiş ve tüm kargaşaya rağmen memleketin kayıp yüzyılı, on beş yılda tedavi edilmeye çalışılmaktadır.
•
Haçlılığın ikiyüzlülüğü belki onlar için bir onurdur ama “Hilal” toplumları için bu ikiyüzlülük, tüm insanlık adına aşağılık bir durumdur.
Üstad Necip Fazıl Haçlı Batılıyı şöyle tarif eder:
“Batılı, bize kendi zehrini geçirmiş bir frengilidir. Nasıl frengi, Frenk hastalığı manasına geliyorsa işte öyle!..
Batı’nın hastalığı ruh frengisidir.
Ve onun iki yüzü vardır; biri kendi haline bakıp buruş buruş ağlayan, öbürü kendi halini bize varılmaz saadet gibi göstererek yayvan yayvan gülen iki surat.
Biri, kendi iç muhasebesini, öbürü de dışarı doğru maddi ve manevi sömürgecilik siyasetini gösteren çehreler.
Batı frak gömleği altında kanser yarasını gizleyen bir haldedir. Bu hali gören Doğulular ise ‘insan olma’ bakımından Batılılardan çok ileridedir”.
•
Evet, Haçlı zihniyeti ve yandaşları, Hilal’e karşı kinlerinden asla taviz vermemektedir. İçimizdeki “RET-ŞER” cephesi öyle azgınlaştı ki, terör örgütleriyle sarmaş dolaş haldeler.
Sözü yine üstadın “Mümin-Kâfir” tiyatro eserinden bir cümleyle bitirelim:
“Ey Müslüman! Sana düşen nimetse sadece çile… Uyumamak ve düşünmeye memur olmak… Bu çile kapısından erişilecek dünyayı bilseydin, yatağını ve yorganını satardın”!







