Günümüzdeki Şer İttifakının Geçmişine Yolculuk
Batılı ülkelerden birisinin büyükelçisi Kanuni’nin askerlerini gördüğünde şöyle der: “Türklere vatan uğruna ölmeyi ebedi hayat kapısı olarak tanıtan ve sevdiren, onların dinleridir”.
Necip Fazıl Üstadın “Büyük Doğu Dergisi’nde” “Lozan’ın İçyüzü” adlı bir makale yayınlanır. Bu makaleyi, Risale-i Nur Külliyatı’na Bediüzzaman Hz.leri de almıştır.
İngiliz murahhas heyeti reisi Lord Gürzon, Lozan görüşmelerinde şunları söyler:
“Türkiye İslam ile alâkasını ve İslam’ı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz”.
Lord Gürzon’un bu çıkışı üzerine Türk heyetine başkanlık eden İsmet İnönü ise şu garantiyi verir:
“Milletimizin eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden, yani an’ane-i İslamiyetten kurtulmak hususunda besledikleri azmi inkâr edilemez.
Böylece Lozan’da verilen garantilerden birisi de “İslam’ın millet zihninden silinme” kararıdır. Bu karardan sonra güya Türkiye’nin istiklali gizli tavizlerle tanınır.
•
Sanki kendi topraklarından bir toprak parçası bağışlamışlar gibi tanınmanın ardından İngiltere Avam Kamarasında, Lord Gürzon’a “Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?” diye sorulur. Verilen cevap şöyledir:
“İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları, maneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz”.
Ve bu kirli ittifakın arkasında tabii ki Yahudiler vardır. Yukarıda alınan kararların esas sahibi Mısır Hahambaşısı Hayim Naum’dur.
Bu şahıs önce İslam düşmanı sonra Türkiye düşmanıdır. Evvela Amerika’da Türkiye adına bir konferans vererek, İslam ve Türk düşmanı Yahudilerden yardım ister.
Bu yardımın karşılığında, Türkiye’de İslam’ın kökünü dışarıdan bir tesirle değil, içeriden tesirlerle yok ettireceğini söyler.
Elindeki silah “Masonluktur”. Kur’an ahkâmını ancak Masonlara kaldırtabileceğine ve Türkleri İslam’dan uzaklaştıracağına inanarak, Amerika’dan İngiltere’ye geçip, Lord Gürzon’a şu teklifte bulunur:
“Siz Türkiye’nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben İslamiyeti ve İslami temsilciliklerini ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüt ediyorum”.
Aynı Hayim Naum planlarını tek tek devreye sokarak Türkiye adına Lozan’da danışmanlık, müşavirlik bile yapar. Ve Lozan “hezimete” dönüşür.
•
İslam ve Müslümanlar var oldukça Hayim Naumlar da olacaktır. Bugün de içimizde pek çok Hayim Naum vardır.
İslam düşmanlıkları kıyamete kadar sürecek olan Yahudilere yamanma ve onlardan medet umma adına Müslüman milletimizin kılcal damarlarına kadar girerek, fert fert insanlarımızı, ailelerimizi ve toplumumuzu fesada sürüklemektedirler.
Allah’a şükredelim ki, büyük tehlike geçte olsa fark edilmiş ve “millet-devlet bütünleşmesi” neticesinde, Yeni Türkiye, yeni ufuklara doğru mücadelesini yapmaktadır.
Baştaki sözü tekrar edelim:
“Türklere vatan uğruna ölmeyi ebedi hayat kapısı olarak tanıtan ve sevdiren, onların dinleridir”.







