Gün Karşı Tepeden
Bu hafta paylaşmak istediğimiz üç ayrı kitap var. Geçen yazılarda Ankara’ya seyahat ettiğimizden söz etmiştik.
Ankara iç içe iki şehirdir. Kale merkeze alınmak kaydıyla eski Ankara şehrin yerli kısmıdır. Opera Meydanı’ndan itibaren Çankaya’ya kadar ise yeni Ankara’dır.
Birbiriyle iç içe olsa da iki şehrin hikâyesi çok farklıdır. Yerli bir Ankaralı olarak Ulus, Kale, Hamamönü civarındayken kendimi ev sahibi, Opera Meydanından Kızılay’a doğru geçince misafir gibi hissederim.
Belki de Hacı Bayram Hz.leri muhibbanı olduğum için gençlik ve öğrencilik yıllarımın orada geçmesi sebebiyle olabilir.
Hacı Bayram Camii ve türbe, Ankaralıların bahçesi gibidir. Bu seyahatimde de aynı duyguyu yaşadım. Belki garip ama böyle!
Hâlbuki Ankara’daki yıllarımın önemli bir dilimi, ikinci şehir dediğim kısımda geçti. Neyse aslında yazıya böyle başlamayacaktım.
Kızılay Sümer 1 Caddesinde bulunan Türkiye Yazarlar Birliği Vakfında, D. Mehmet Doğan ile TRT Radyo 1 için yapılacak röportaja rehberlik etmiştim. O sırada Doğan’ın masasından aldığım kitaplardan söz edecektim. Oraya döneyim.
•
Yazının başlığı, yıllardır görüşmediğim edebiyatçı Ali Karaçalı’nın, “Gün Karşı Tepeden” isimli eserinin adı.
Ali Karaçalı da Kahramanmaraş’ın ekmeğinden-aşından-suyundan-toprağından beslenen Maraşlı edebiyatçıların bilinen isimlerindendir.
“Gün Karşı Tepeden” adlı eser, Karaçalı’nın ifadesiyle kırk yıllık bir zaman dilimini kapsıyor. 80’li yılların Türkiye’sinden görülmeyenleri ve duyulmayanları anlatıyor.
Kitabın ikinci bölümünde, “Türk Dili Dergisinde” yöneticilik yaptığı yıllara dair yazılar ile üçüncü bölümde, ebedi âleme uğurladığımız dostlara dair yazılar var.
Hece Yayınları. [email protected]
•
İkinci kitap ise “Memiş Okuyucu’nun yazdığı “Maarifin Seyir Günlüğü” ismini taşıyor. Bazı kitaplar vardır ki harita ve yol göstericiliği bakımından mütevazı kalabilir.
İşte bu kitap onlardan birisidir. Memleketimizin en büyük derdi maarif meselesi değil midir? Bu hususta nice eserler yazılmış, sözler söylenmiştir lakin alınan yol arpa boyunu geçmemiştir.
Okuyabildiğim kadarıyla “Maarifin Seyir Günlüğü” ciddi bir yol gösterici eser olmuş. İşi, derdi yerli ve milli eğitim olan ilgili kişiler okusa yeter denilecek bir kitap.
Şu kadar alıntı ile yetinelim.
“Maarifimizin dört temel görevinden birincisi, anadilimizle talim ve terbiye olduğu bilinir. Kelimeler, kavramlar ve değerler ana dilimizin en önemli yapı taşlarını oluşturur.
Düşünce ve kültür dünyamız, millet olma vasfımız da kavram ve kelimelerimiz üzerinden oluşturduğumuz değerlerimizle yaşama alanı kazanır”. www.semihofset.com.tr
•
Üçüncü kitap da Ekrem Tahir’in kaleme aldığı “Babil’deki Türkiye” ismini taşıyor. “Yirminci Asır Düşüncesinin Arkeolojisi” alt başlıklı kitap, hâkim tokmağı gibi zihinlere vurarak “nereye” diye soruyor ve şunları söylüyor:
“Biz ki hazinelerimizden ve ışıklarımızdan habersiz, sırtımızı güneşlere dönük yaşıyoruz. Yönümüzü kaybettiğimizin farkında değiliz”. [email protected]







