Gönül Mektupları
Ramazan-ı Şerifimiz mübarek olsun. Rabbim amellerimizi, dualarımızı kabul eylesin.
Ramazan-ı Şerif bir gönül ayıdır. İnanan herkes böyle bilir ve kabul eder. İbadetlerin bütünü gönüllü olursa makbuldür.
Ramazan-ı Şerif her mümine yazılmış bir gönül mektubudur. Bu mektuba cevap ibadetle verilmektedir. Umar ve dua ederiz ki, kabul edilen cevaplar verebiliriz.
•
Evet, bu haftaki eserimizin adı da “Gönül Mektupları”. Prof. Dr. Mustafa Kara’nın kaleme aldığı kitap, Dergâh Yayınları’ndan çıkmış.
“Gönül Mektuplarına” Ezel Erverdi bir sunuş yazısıyla gönlünden geçenleri yazmış.
“Eskiden şehirler küçük, tabiat içinde bir hayat ve emek önemli bir unsurdu” diye başladığı sözlerini şöyle sürdürmüş.
“Güneşe göre hayat şekillenirdi. Sabah ezanıyla başlayan, yatsı namazı ile son bulan hayat düzeni değişti.
Elektriğin keşfi geceleri uzattı, icat edilen ‘makine’lerin hayatı kolaylaştırdığı söylendi. Günümüzde hayatımızı, işimizi ve zihniyetimizi ‘medeniyet’in ürünleri işgal ediyor ve yönlendiriyor.
Toplum içinde insanlar var olmak için amansız bir yarış içinde. Helal ve haramın daha çok birbirine karıştığı, güçlünün güçsüzü ezdiği ‘global dünya’nın hayatı içindeyiz”.
•
Pek haklı bu tespitler çerçevesinde insanda gönül mü kalır, sevgi mi kalır, muhabbet mi kalır? Global dünya neredeyse tüm insani değerlerimizi kendi dişlileri arasında ezdi ve ezmeye devam etmekte.
Mustafa Kara’nın “Gönül Mektupları”, tüketim anaforu içerisinde yüzen insanımızı kalp gözünü açarak gönül yolculuğuna çıkarıyor.
Karanlık ve malayani meselelerle ömür tüketen bizlerin zihin ve kalplerine hitap ederek; riyadan, haramdan, şöhretten, dedikodudan, hırs ve servetin kuşatıcılığından uzak bir hayata yelken açtırıyor.
Yalnız gönül huzuru içerisinde yelken açabilmemiz için kitapta belirtilen şu engellerden kurtulmamız gerektiğini kaydedelim.
•
-Akılcılık (rasyonalizm) modası, her şeyi akılla izah etmeyi teşvik etti.
-Pozitivizm cereyanı, manevi hayatla ilgili esasların hakir görülmesine sebep oldu.
-Materyalizm akımı, madde ötesi dünyayı yok saydı.
-Kapitalizmin beslediği zihniyet, paraya “tapma”yı kolaylaştırdı.
-Marksist ekonomi, insanın midesinden başka şeylerle ilgilenmedi.
-Modernizm adı altında bunların hepsinden beslenen yol da kambur üstüne kambur oldu.
-Freudizm, bütün melekelerimizi cinsiyet ve şehvete kilitledi.
Yedi koldan bombardımana geçen bu cereyan, çağımızda yaşayan insanların manevi yapılarını altüst etti. Dini hayatın dengeleri bozuldu. Dindar insanlar “iç panik”in dalgalanmaları ile boğuştu.
İşte bugün tam da bu paniğin her türden detaylarını sokaklarda, iş yerlerinde, alışverişlerde, evlerde, kısacası hayatın her alanında görüyor ve şahit oluyoruz.
Maalesef “iç kirliliğimiz”, dış kirliliğimize yansımakta ve kıyafetlerimiz, konuşmalarımız, davranışlarımız; değer yargılarımızın dışlanmasına sebep olmakta.
Bu noktada yine tek çıkar yolumuz; gönlümüze, kalbimize, inançlarımıza yolculuk etmektir. Vesselam.
Kitap için Dergâh Yayınları; 0212- 526 99 41







