Gelin Koçu
Dünya milletleri içerisinde dini milli değer yargıları çerçevesinde örf, adet, görenek ve gelenek üreten yegâne toplum biziz desek yanlış olmaz.
Gelenek ve göreneklerimizin büyük ekseriyeti de akrabalık bağlarını güçlendirme amaçlı olarak hediyeleşme merkezlidir. Ama makul olduğu sürece.
Bu manada düğünlerimiz, nişan törenlerimiz her yöreye göre değişir. Pek çok yerde vilayetten vilayete, ilçede ilçeye, hatta köyden köye bile farklılık arz eder.
İşte bu adetlerden birisi de “Gelin Koçu” olarak bilinen nişanlı çiftlerin aileleri arasındaki kurban hediyeleşmesi imiş.
Nasıl olduğunu izaha çalışacağım ama meseleyi, “dini boyutu” var mı diye araştırdım baktım yok. Milli geleneklerden midir diye baktım, değil.
Nasıl icat edildi bilemiyorum fakat varlıklı aileler arasında bir güç gösterisi olsa gerek.
Hani nişan geleneğinde bohça adı altında bayramlarda hediyeleşmeler olur, iki taraf birbirlerine yiyecek ve giyecek getirir götürürler lakin kurbanlık hediyesi normal gelmedi.
Neyse, Anadolu’muzun bir ilçesinde adet haline gelmiş uygulamayı nakletmeye çalışayım. İsim vermeyi doğru bulmadığım için yer belirtmeyeyim.
………………….
Eğer nişanlılık devresi kurban bayramına denk geliyorsa, oğlan tarafı gelin kızlarına bir koç kurban hediye edermiş.
Peki, “Bunun karşılığında kız tarafı ne yaparmış” derseniz. Orası belli değil.
Kız tarafı kendilerine koç kurban hediyesi geleceğini duyunca şaşırıp kalmışlar zaten. İlk defa başlarına geliyormuş ve karşılığında ne vermeleri gerektiğini de bilemiyorlarmış.
Biz gelelim oğlan tarafının uygulamasına.
Oğlan tarafı ile kız tarafı arasında hemşehrilik bulunmuyor. Diyelim birisi Edirneli, diğeri Sinoplu. Vilayetleri örnek olarak söyledim ailelerin birbirlerine uzaklıkları 250 km.
Her iki ailenin dilleri ve dinleri aynı ama örf, adet, gelenek ve görenekleri farklı.
Oğlan tarafı canlı bir koç alıp, kız tarafına gönderme imkânı bulamadığı için kendi memleketinde bir koç kestirip, etini kız tarafına göndermiş.
İnanılır gibi değil fakat gerçek. Haliyle sordum.
-“Yahu buradan taaa …. şehrine et nasıl gider” dedim. Cevap çok pratikti. Soğutucu kargo ile gönderilmiş. Ardından da ayrıca ziyarete gidilecekmiş.
Düğün ve nişan geleneklerimizde nice değişik adetler var ama böylesine şahsen ilk defa denk geldim. Bayramlık bir sohbet olsun diye paylaştım.
Eskiler; “Düğün iki kişiye ne var deli komşuya” derler, Galiba benimkisi biraz ona benzedi.
…………
Ezcümle:
Kimsenin âdetine, örfüne elbet bir şey diyemeyiz ama ataerkil ailelerin yaşandığı -aile olunduğu- dönemlerde olsaydı gerçekten anlamlı olurdu. İhsan ve himmet meselesi yani.
Yalnız şimdiki evliliklerin ekserisinde anne-babalar artık göstermelik ve davetli karşılama figüründen öte geçemez oldular.
Maalesef günümüzde evliliklerin geneli, “aile ve ev kurmak” için değil, “evden kurtulmak” için yapılmaktadır. Acı ama böyle!