Gazi Süleyman Paşa Camii ve çocuklar
Göynük’ün merkezi camilerinden birisi Gazi Süleyman Paşa Camii’dir. Akşemseddin Hz.leri caminin bekçisi ve komşusudur.
Camiler medeniyetimizin en önemli dayanaklarındandır. Geleceğimizin teminatıdır. Yediden yetmişe herkese açık olması gereken huzur yuvalarıdır.
Gazi Süleyman Paşa, Orhan Gazi’nin büyük oğludur ve Osmanlı Devleti’ne Balkanların kapısını açan ilk komutandır.
Bolu, Mudurnu ve Göynük’ü fethederek Gelibolu’ya ilerlerken, 1331-1335 yılları arasında yaptırdığı camidir.
Ayrıca caminin yanına bir de hamam yaptırmıştır. Hatta hamamı camiden önce inşa ettirdiği kaynaklarda yazılıdır.
Atalarımızın 600 yıldır faaliyetten bir gün bile geri bırakmadığı hamam, bugün Vakıflar Genel Müdürlüğünün ilgisizliği yüzünden çürümeye terk edilmiş vaziyettedir.
Umarız ki, Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem, acilen bu meseleye el atar da bir örneği daha olmayan ata yadigârımız Süleyman Paşa Hamamı hayat bulur. Geçelim.
¥
Esas Gazi Süleyman Paşa Camii’ndeki güzel bir faaliyetten söz edecektim.
Göynük Müftüsü Mehmet Şahin’in başkanlığında, İmam Rıfat Alibaş, Müezzin Yaşar Asal, Kur’an Kursu hocaları Veysel Arslan ve Emin Turanoğlu koordinesinde her Cuma ve Pazar sabah namazında, baba-anne ve çocuklarla birlikte camide buluşuluyor.
Namaz, sohbet, tesbihat ve dualardan sonra Akşemseddin Vakfı tarafından verilen çorba ikramıyla programı sonlandırıyorlar.
Bu hususta Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamızın da teşvikleri ve tavsiyeleri vardır. Ve her fırsatta konuşmasında şunları söyler:
“Sevgili çocuklar, camilere çok yakışıyorsunuz. Camiler sizinle çok güzelleşiyor. Yeryüzünün en masum mekânları camiler, en masum varlıkları da çocuklardır.
Çocuklarımız camide koşuştursun, camilerin manevi iklimiyle buluşsun ve camide Allah’ın kitabıyla tanışsınlar.
Hocalarımız! Çocuklar Allah’ın en büyük emanetidir. Allah’ın en büyük emanetine Peygamber efendimiz gibi davranın.
Onlarla arkadaş olun. Camiye gelen çocuklara; ‘çocukluğunuzu caminin dışında bırakın’ demeyin. Çocuklar, Allah’ın dinini çocukluklarını yaşayarak öğrensinler.
Camilerimiz milletimizin geleceğini, milletimizi tarih sahnesinde sürekli kılacak kimlikleri inşa eden huzur ve güven yuvalarıdır.
Milletimizin evlatlarını, masum çocuklarımızı, camilerin kapısında, ayakta, mütebessim bir çehreyle karşılayalım.
Camiyi hayatın merkezine yeniden taşıyalım. Camiler, istiklal ve bağımsızlığımızın sembolleridir. Din görevlilerimiz de atanmış değil, adanmış din gönüllüleridir”.
¥
Pek yeri değil ama şu kadarını da söylemesem olmaz.
Dinimiz İslam’ı, kendilerinden başka kimsenin anlamadığını her fırsatta bir sürü hurafe kalabalığı ile anlatan ve sürekli kendilerini temize çıkaran din taciri bir şahıs, çocukların camilere gelmesinden çok rahatsız olduğunu dile getirerek, ibadethanelerimize edep dışı çok çirkin bir benzetme yapmıştı.
Camilerimizi sadece din sevmezlerden değil, böyle bezirgânlardan da korumalı. Yine de biz dua edelim.
Rabbim böylelerini camilerden de cami cemaatlerinden de uzak eylesin. Âmin.







