Fitne Çıkaranlar Fitnelerine Kurban Giderler
Sanırım “yalan ve fitnenin” şeytanın ve ruhunu şeytana teslim etmiş insanların mesleği olduğunu bilmeyen yoktur.
Maalesef fitne, özellikle İslam dünyasının başındaki en büyük musibetlerdendir. Hâlbuki en az musibete İslam dünyasının duçar olması gerekmez mi?
Müslüman insanların birinci derecedeki muhatabı Kur’an-ı Kerim, ikinci derecedeki Hadis-i Şerifler ve sünnettir. Üçüncü derecede ise Kur’an’dan ve Efendimiz (s.a.v.) izinden ayrılmayan; “holdingsiz, şirketsiz ve nüfuz peşinde” olmayan ilim sahiplerinin ayet ve hadislere dayalı tebliğleridir.
İslam dünyası havuzunda bulunan biz Müslümanlar; öğrenme ve tatbikata koyma düsturu olan bu üç ana kaynaktan beslenip iman edemiyorsak, kalbimizle dilimiz arasında aşılmaz engeller var demektir.
Müslüman bireyler olarak, Kur’an ve Hadis kaynaklı amentümüzü öteleyip, dünyalığımızı önceleyen menfaatlerimiz doğrultusunda bilgi ve öğretilerle amel ediyoruz demektir ki, işte fitne, yalan ve riyaya teslimiyet budur.
•
Çok gerilere gitmeden bugünlere şöyle bir bakalım. Memleketimiz tarihinde hiç olmadığı kadar içten ve dıştan büyük belalarla uğraşmaktadır.
Yine temiz fıtratlı ve temiz mayalı insanlarımız pekâlâ bilmektedir ki, fitne bardaktan boşanırcasına yağmaktadır.
Hamdolsun, milletimizin ekseriyeti bu musibetlerin nasıl ve nerelerden zuhur ettiğini ve edeceğini gördüğünden, inanılan ve güvenilen bir cumhurbaşkanı ile hükümeti iş başına getirmiştir.
Dışarıdan akan fitneyle, içeriden aralıksız üretilen fitne birleşince, ortaya ihanetin manzarası çıkmakta ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu’nun arasında ayrılık rüzgârları estiği pompalanmaktadır.
Fitne korkaklık ve kolaycılık işaretidir. Yalan ve rüşvetle kazandığı dünyalıklarını kaybetmek istemeyenlerin asla kutlu bir davaları yoktur.
Dün ceket iliklediklerine bugün diş gösterebilirler. Dün binbir dille savunduklarını ve desteklediklerini, bugün fitne ve fesat çukurlarına rahatça atabilirler.
•
Yukarıda da izah etmeye çalıştığım gibi birinci ve ikinci muhatabımıza ters düşen her fikir ve düşünce, bizi yanıltmaktadır ve hesap gününü öncelemek yerine dünyayı önceler hale gelmekteyizdir.
Bu konuda haddim olmayarak Kur’an-ı Kerim’den Hümeze Suresi’nin ayetlerini, kendisini Allah’ın buyruklarına muhatap zannedenlerle paylaşmak istiyorum.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla:
1-2. İnsanları arkadan çekiştirip küçük düşüren, (el, kaş ve göz işaretleriyle) alaycı davranışta bulunan her kişinin vay haline! O ki malı toplayıp durmadan sayar.
3. O, malının kendisini (dünyada) ebedî bırakacağını, şöhretin servetle olacağını zanneder. (Ahirette hesabı unutur, serveti için her türlü yolu meşru görür.)
4. Hayır! Andolsun ki o, maddeperest olduğu için hakaretle fırlatılıp Hutame’ye atılacaktır.
5. Bilir misin Hutame nedir?
6-7. O, acısı ta yüreklere işleyecek, Allah’ın tutuşturulmuş asla sönmez ateşidir.
8-9. Onlar uzatılmış sütunlar içinde bağlı oldukları halde, o ateşin kapısı onların üzerine kapatılmış olacaktır.







