--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fetih, Fatih, Akşemseddin

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Mana fethini, maddi fetihlerin üzerinde tutmadan, maddi fetihlerin kabuktan öte geçmediğini ve geçemeyeceğini düşünen herkes bilir.

İstanbul’un fethi ne bir sınır genişlemesi ne bir şehrin fiziksel olarak teslim alınması ne bir toplumun devşirilmesi ne de maddi bir takım imkânların elde edilmesidir.

İstanbul’un fethinin hakikati, yüzyıllardır Eyüp sırtlarının eteğinde; alıcısına, uygulayıcısına, bir ruh ve mana ırmağı gibi akan Ebu Eyyûb El-Ensarî- “Halid bin Zeyd bin Kuleyb” Hz.lerinin, 90 yaşında İstanbul’a gelmesindeki büyük müjdededir.

Bilindiği gibi İstanbul’un fethine atalarımızdan önce daha nice Müslüman orduları iştirak etmişlerdir lakin fetih, Fatih Sultan Mehmed’e nasip olmuştur.

Müslüman orduların tarih mecrasına çıktıkları günden ve Kelime-i Tevhid Sancağını yerkürenin her noktasına taşıma vazifelerini üstlendikten sonra tüm fetihlerin bir Fatih’i olduğu gibi her Fatih’in de arkasında “sancağın emanetini üstlenen sahipleri” vardır.

İstanbul’un fethinde ise diğer hocalarıyla birlikte önce çıkan Kelime-i Şehadet Sancağının taşıyıcısı ve emanetçisi Akşemseddin Hz.leridir.

……………..

Akşemseddin Hz.leri, Hacı Bayram Hz.lerinden aldığı işaretle İstanbul’un kuşatılacağı vakti beklemiş ve fethin gerçekleşeceğine tam bir teslimiyetle inanmıştır.

Yeri gelmişken Akşemseddin Hz.lerinin “Hakk’a teslimiyeti” hususunda, hocası Hacı Bayram Veli Hz.lerinden rivayet olunan şu vakayı paylaşalım.

Hacı Bayram Hz.lerine sorarlar:

- “Bazı dervişler size kırk yıldan bu yana hizmet ederler ve her biri birbirinden değerlidir. Onlardan birine hilafet vermediniz ama kısa bir süre önce yanınıza gelen Akşemseddin’i halife yaptınız, bunun hikmeti ne ola ki”?

Büyük Veli şunları söyler:

-“Akşemseddin; duyduklarına, öğrendiklerine, bildiklerine her hal ve şartlarda gönülden inandı, hiçbir şeyin hikmetini sormadan sadece kabul etti ve amel eyledi”.

…………….

Evet, bu tarife ve samimiyete yakından şahitlik eden Fatih Sultan Mehmed, hocasının daha çok İstanbul’da kalması için bir dergâh inşa etmek istemiş fakat hazret kabul etmeyerek, Göynük’e işinin başına, değirmenine, ailesinin yanına dönmüştür.

Hocasını İstanbul’da kalmaya ikna edemeyen Fatih, Fetih komutanı olmaktan ve İstanbul’dan vazgeçerek, şeyhine intisap etmek istediyse de yine hazret mana erliğinin gereğine yerine getirerek, Fatih’e tarihi nasihatlerinden birisini yapmış ve şöyle demiştir.

-“Hünkârım! Millet ve Devlet, ehliyetsiz ellere düşerse, Allah’ın emrine karşı gelmiş olursunuz. Çünkü o, emanetleri ehline vermeyi emrediyor.

Sizin, milletin işlerini düzgün bir şekilde idare etmeniz, ülkede adalet ve güveni sağlamanız, bizim yanımıza gelip bir derviş olmanızdan daha faziletli ve daha evladır”.

……………..

Fatih bu ikaz ve nasihatten sonra Göynük’e hocasına kıymetli hediyeler gönderip, isteğinde ısrarlı olmuşsa da Akşemseddin Hz.leri gelen bütün ikram ve hediyeleri geri göndermiş, sadece bir çeşme yapılmasına izin vermiştir.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle