Fâtihnâme ve Türklerde Devlet Anlayışı
Bu haftaki eserlerimiz, Ötüken Yayınları arasından çıkan iki yeni kitap.
Yazının başlığındaki isimler bu eserlere ait.
Birincisi kitap; “Şehsüvar-ı Cihangir” üst başlığı ile “Fâtihnâme” adını taşıyor ve yazarı Turgut Güler.
İkinci eser ise; “Türklerde Devlet Anlayışı” ismini taşıyor ve yazarı Prof. Dr. Bahaeddin Ögel.
……………..
“Fâtihnâme”, bugüne kadar bildiğimiz Fatih Sultan Mehmed Han ve İstanbul’un fethini okuyanlara, bilenlere, anlatanlara farklı bir pencere açarak; “Bir de buradan bakın Fatih’e ve İstanbul’a” diyor.
İnsanoğlu yaşadığı mekânlarda iki türlü ömür tüketir.
Birincisi; kendisinin ve yaşadığı şehrin farkındadır, hayatına maddi ve manevi bu farkındalığı yansıtması üzerinde görülür.
İkincisi; ne kendisinin ne de şehrin farkındadır, “yol sıra gider, çay sıra gelir”, “burası olmazsa, orası olur” ve “gırtlağı ile cüzdanı arasında robot” gibi bir hayat sürer.
İstanbul’u anlamak için birinci sınıfta olmak esas ve şarttır.
Bu şehir, Fatih Sultan Mehmed’le Müslümanlara emanet edilmiştir ve Bu emaneti ancak, birinci sınıftaki insanlar koruyabilirler.
……………
Eserin yazarı Turgut Güler kitabına başlarken, ilk paragrafına aldığı şu ifadeler meramımızı daha iyi anlatmaktadır.
“Ağustos, Türk tarihinde fetihler ayıdır. Malazgirt’ten Çaldıran’a ve Sakarya Zaferi’ne kadar… Fakat Mayıs ayının bizim için ayrı bir mazhariyeti vardır.
Mayıs deyince İstanbul’un fethi, ebediyen Türk oluşu gelir akıllarımıza, 53 gün boyunca Üsküdar sırtlarından seyrederek “mehabetli” fethin heyecanını duyan Türkler; hala, her sabah, bu semtte gün doğumu ve batımında, “Türk İstanbul’da” yaşamanın Peygamber müjdeli lezzetini tatmaktadır”.
Evet, “Şehsüvâr-ı Cihângir”de veya “Fâtihnâme’de”, “İstanbul, Fatih ve Fetihle” ilgili pek çok bilinmeyen dile gelmiş.
……………
Ötüken’den çıkan ikinci eser, “Türklerde Devlet Anlayışı”.
Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, bugün de varlığını koruyan Türk kültürünün menşeini, Orta Asya’da aramak gerektiğini ifade etmekte.
Türk devlet geleneğini, “Bozkır, Uzakdoğu ve İslam kültür” çevreleri ışığında tetkik etmiş, Türk devlet anlayışının tarihi menşeini, bu kültür daireleri etrafında incelemiş.
“Bozkır kültürü, dinamik ve düzenli biçimde işleyen içtimai bir bünyeye sahiptir” diyen Ögel, “Aileden başlayarak, millete uzanan içtimai yapıda her ferdin rolü ve görevi olduğunu, bu çarkın işleyişinde de esas vazifenin, aile ve devlete ait olduğunu söylemekte.
………….
“Devlet ve Aile” mefhumlarının, devletin bekasının “olmazsa olmaz” şartlarından olduğunu belirten Ögel’in tespitlerindeki haklılığı şudur ki;
Bugüne kadar kurulan bütün Türk devletlerinin birinci önceliği “aile, halk, toprak, kağan” olmuştur.
Evet, ilk devletten günümüze değin kurulan Türk devletlerini, batılı kalem ve kaynaklardan öğrenme kompleksinden kurtularak, kendi yerel kalemlerimizden okumalı.
Eserler hakkında Ötüken Yayınları; 0212- 251 03 50







