Eskimeyen Dostlar Kongresi Gibi Düğün
Dünkü yazımızı okuyanlar, merhum Hekimoğlu İsmail ağabeyin evlilik üzerine yazdığı kitapların tanıtımı sebebiyle, günümüz evlilikleri hakkında söylediklerimi hatırlarlar.
Bir paragrafını nakledelim:
“Günümüzde evliliklerin ekseriyeti, “ev kurmak, aile olmak” için değil, “evden kurtulmak” (aileden uzaklaşmak)için yapılmaktadır”. Geçelim.
•
Düğün yazmak âdetim değildir, yazılmasını da doğru bulmam ama bazen öyle düğünlere şahitlik edersiniz ki, başlıkta olduğu gibi dostlar kongresine dönüşür.
İşte Cumartesi günü böyle bir düğüne katıldım. Kıblesi sabit, istikameti belli, davasının eri, siyasi yahut ekonomik vaziyete göre yön değiştirmeyen kadim dostların bir araya geldiği bir merasimdi.
Ömrünü, “iyiliklere ve iyilere sevk edip sefer eyleyen” ve yıllardır hayırsever insanlarımızın yardımlarını, ülkemiz ile mazlum coğrafyalardaki insanlara, sivil toplum kuruluşlarına liderlik ederek sürdüren, bugün de aynı vazifeyi Kızılay Genel Müdürü olarak icra eden İbrahim Altan’ın oğlu Dr. Ahmet Ömer ile gelinleri Dr. Nezahet Esra’nın düğünü, dostlar bayramlaşmasıydı.
“İyilik iki baştan olur” atasözümüzün neşvünema bulduğu bir cemiyetti.
- “İyi fırsat, şu düğünde görüneyim veya göreyim” diye katılanlar değilde “gönülden gelip, dualaşalım, selamlaşalım” diye teşrif edenlerin buluşmasıydı.
İyilik iki baştan olmazsa, evliliklerin yürümesi yokuş yukarı sırtta taş taşımaktan daha zordur. İyilik iki taraflı olduğu gibi iki tarafın da iyilik mayasında olmalıdır.
Erkek tarafı gibi meğer kız tarafı da ömrü hayatını iyilikler üzerine harcamış, “aile-yuva-evlat” üçlüsünde helalden ve kıbleden sapmadan yaşayan bir aile imiş.
•
Şahsım masrafsız düğünlerden yanayımdır. Kıyafet ve kuaför balosuna ve yemek israfına dönüşen düğünlere katılmam, tavsiye de etmem.
Bu tür düğünlerde sadece maddi israf değil, esas insan israfı daha çok görülmekte ve yaşanmaktadır. Böyle düğünlerden hayırdan ziyade eksiklikler-gedikler konuşulur.
İbrahim Altan ve Kenan Güneş ailelerinin düğünleri mütevazı bir şekilde icra edildi. “Yuva kurmak” ve “aile olmak” için düğün yapacaklara bu tür düğünleri öneririm.
Üsküdar Bağlarbaşı Kongre Ve Kültür Merkezinde sade bir nikâhla hitama eren düğünün dostlar kongresine dönüşü üzerinde biraz durmalıyım.
•
Yazılarda pek zikretmesem de konuşmalarımda sıkça şunu söylerim:
“Bir insanda esas olan beden yaşı değil, ruh yaşıdır”.
İnsanların yaşı kaç olursa olsun, eğer ruhunu kirletmemiş, yaratılış gayesine kötülüklerle, haramlarla müdahale edip, önce fıtratına sonra çevresine yabancılaşmamışsa, o kimse kaç yaşında olursa olsun gençtir.
Altmış yaşını devirmiş birisi olarak salonda şahsımdan biraz büyük, biraz küçük olan genç ruhları görünce, kucaklaşıp-selamlaşınca; inanmanın, istikamet sahibi olmanın, istikameti nasip edenin bu nimeti almadığına veya aldırmadığına şükretmenin büyük bir mükâfat olduğunu yaşadık.
Ezcümle:
İnsanoğlu gelirken nasıl tertemiz geliyorsa, giderken de öyle temiz gitmeli vesselam.







