--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ertuğrul Gazi ve Hayme Ana

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

“Hayme Hatun Sultan Alaeddin’e anlatmaya başladı:

“Ertuğrul Bey oğlum Ahlât da doğmuştur. Onun doğumu Ahlât Türkmen halkını sevince boğmuştur.

Oğlumun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunmuştur. Aksakallı Kayı uluları oğluma ‘Ertuğrul’ adını münasip görmüşlerdir.

Oğlumun doğumu şerefine “deveden buğra, attan aygır, koyundan koç’ kırdırarak günlerce süren şölen yapmışızdır”. 

…………….

“Burada geçmişte Ahlatşahlar Beyliği yaşamış, hâkim olmuş, medeniyet kurmuş. Eyyubiler de buraya kadar uzanmış. Daha başka kavimler de gelmiş. Ama gördüğün gibi hiç birisi bu fani dünyada kalmamış.

Ancak şu gördüğümüz kümbetler kalmış. Her biri bir beye, bir sultana aittir. Şu gördüğümüz mezarlar kalmış. Bu mezar taşlarının her biri bir kitabedir.

Kitabelerden okuyabildiklerini okuyorlardı.

Bir kitabede “Fatiha Suresi” yazıyordu. Bir diğerinde, “Ayetel Kürsi”, diğerinde “İhlas Suresi” yazılıydı. Bazı kitabelerde de insanları ikaz eden ayetler yazılıydı.

“Yeryüzünde bulunan her şey fanidir”. Rahman Suresi.

“Yüce ve iyilik sahibi Rabbinin zatı bakidir”. Rahman Suresi,

“Her nefis ölümü tadacaktır”. Al-i İmran Suresi.

“Yoksa siz, bizim sizi boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız”. Mü’minun Suresi.

……………

Evet, bu hafta tanıtmaya çalışacağımız eserlerimiz iki kitaptan oluşmakta. Her iki eser de birer roman.

Birinci alıntılanan ifadeler, “Ertuğrul Gazi” adlı romana ait ve yazarı Mustafa Akgün. İkinci alıntılanan kısım da yine aynı yazara ait “Hayme Ana” adlı romandan.

………….

Tarihini bilmeyenlerin coğrafyasını başkaları çizer. Tarihçi bilgelerimizin dediklerine göre ne yazık ki, toplum olarak “tarih kaçkını bir milletiz”.

Oysa “tarih mi bizden kaçırıldı, biz mi tarihten kaçırıldık” orası tartışılır. Esasında iki şık da doğrudur ve şıklardan birine muhalefet etmemek için ikisinin de doğruluğunu kabul ederek orta bir yol bulalım.

Hem tarihimizin kaçkınıyız, hem de tarihimiz bizden kaçırılmış. Tarih kaçkınıyız çünkü kaçırılan tarihin peşine düşmedik.

Yeri gelmişken kaçırılan tarihin peşine düşen birkaç isimden birisini hatırlayalım.

………….

“Yalan Söyleyen Tarih Utansın” serisini, hemen hepimiz biliriz. Bu kitaplarıyla bize kaçan tarihimizi hatırlatan rahmetli Mustafa Müftüoğlu ağabeydir.

Bu arada “tarih kaçkını” veya “tarihi kaçırılmış” olmaya bir sitemle üçüncüsünü ekleyelim. Tarihimize ve tarihi kişiliklerimize karşı çok vefasız olduğumuz bir vaka.

Mesela Mustafa Müftüoğlu ağabeyin vefatı üzerinden on yıl geçti. Oysa Türkiye’de kimse tarihimizin yalanları üzerine dahi konuşamazken, Mustafa ağabey, tarihin karanlık noktalarına girerek aydınlatmıştı.

Belki vefat yıldönümünü merak edenler olursa diye vefat tarihini vereyim. 7 Mart 2006’dır. Bir Mustafa, bize başka bir Mustafa’yı hatırlattı. Ruhu için El-Fatiha.

Mustafa Akgün’ün romanları için iletişim bilgileri, 0532 620 11 37- [email protected]

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle