Erdem Birliği
“Erdem sahibi olmak” şu şekilde izah edilmektedir:
Ahlaklı olmanın gerek ve şartlarından sayılan; “haysiyetli, namuslu, dürüst, şerefli, yardımsever, yiğit ve insanları iyiliğe teşvik eden bu değerleri, bünyesinde toplayıp amel eden kişi” demektir.
Sanırım böyle bir tarife aklıselim sahibi hiçbir insanımızın itirazı olmaz. Şöyle bir soruyla mevzuya yol verelim:
-“Geniş çerçevede tüm İslam âleminde, dar çerçevede ise ülkemizdeki Müslüman halkımız arasında görülen en büyük eksiklik nedir”?
Cevap hazır! “Erdem Birliği”. Bundan ötesi laf kalabalığı olur.
“Erdem Birliği” içerisinde olamayışımız yüzünden, içeride ve dışarıda sürekli Haçlı zihniyetlilerin taarruzuna muhatap olmaktayız.
İçimize yolculuk edemiyoruz. İçimizi düzeltmek, içimizde inkılaplar yapmak yerine, sanki kendimiz; “kurtuluşa ermiş, doğru yola varmış, erdemli hale gelmişiz” gibi, devamlı dışımızdaki insanlara nizam vermeye çalışıyoruz.
“Erdem Birliğini” anlayabilmek ve kavrayabilmek adına, öncelikle içimize yolculuk etmek ve iç dünyamızı keşfetmek elzemdir.
İnandığımız değer yargılarımız, inancımızda ve duygularımızda yerini bulamadan yaşıyor.
Çünkü inanmak ve inandığımızı “Allah için” tatbikata koymak yerine, hangi kulun bizden razı olmasını istiyorsak, onun razı olacağı şekilde düzenliyoruz. Geçelim.
•
“Erdem Birliğini” oluşturan şartlar önce fert olarak, kendi iç dünyamızda birlik haline gelmeli ve bu halimiz, beraber yaşadığımız ikinci insana sirayet edebilmelidir.
İşte o vakit “Erdem Birliği” yolculuğumuz başlamıştır. “Erdem Birliğinin” sermayesi, “sahibine inanılmış umuttur”. Bizdeki bunalım, bu umuda tam olarak iman edemememizdir.
İddia ile söylüyorum ki, her birimizin açlığını çektiği ve doyacağımız mesele, “Erdem Birliğidir”.
İsterseniz günlük şikâyetlerimizi gözden geçirelim. Göreceğiz ki, huzursuzluklarımızın temelindeki “Erdem Birliğini” perçinleyen ahlaki unsurlar eksiktir.
Bilmem yeri mi ama Devlet-i Aliyye’nin kuruluşunu mayalayan atalarımızdan Hayme Ana’nın, oğlu Ertuğrul’a bu hususta bir öğüdü vardır.
Öğüt uzunca da kısaca kaydedelim, rivayet şöyle:
“Ey Oğul! Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan güzel dualar senin olur.
Yüreğinden inancı, ağzından duayı, davranışlarında erdemi eksik etme. Bir de sabırlı ol ki oğul, ekşi koruk sabırla üzüm olur.
Oğul! Beylik dermekle, ağalık vermek iledir. Sofranı ve keseni yoksullara açık tut.”
•
Tarih yazar ve belgeler ki, Horasan’dan Endülüs’e kadar ve Osmanlı’nın dünyaya; “huzur, güven ve istikrar” yaydığı dönemler, “Erdem Birliğinin” yaşandığı asırlardır.
Çöküşler de bu birliğin bozulması sebebiyledir.
Başta ailemiz olmak üzere; eğitimden kültüre, tarihten sanata, ekonomiden yönetime kadar fert fert, “Erdem Birliğine” doğru hızla yol almak mecburiyetindeyiz.
Bu meseleye inanmaz ve gayret etmezsek; yapacağımız her iş; suni bir hayatı, suni bir teneffüsle beslenmekten başka bir şey olmayacaktır.
Velhasıl, hepimiz suçluyuz!







