Elliüç Yıldır Küstahlık Yapıyorlar
Kendisini bu topraklara ait hisseden ehli namus hiçbir vatandaşımız, Avrupa Birliği’ne gireceğimize inanmadığı gibi AB’nin de bizi alacağına inanmıyor.
Esasında Avrupa Birliği bizimle oynuyor, bizimkiler de onlarla oynuyor. Onlar da biz de ne kızı veriyor ne dünürü küstürüyoruz.
Şeytanla aynı çadıra girilmeyeceğini belki de yeryüzündeki devletler ve milletler içerisinde en iyi biz biliriz.
1683 Viyana kuşatmasından bu yana, Haçlı şeytanlar, bu topraklardaki sadece insana değil, tüm canlılara düşmandırlar.
¥
Türkiye’nin akıbetini Hindistan’a döndürmek istiyorlar ve hâlâ bu hayal ile yaşıyorlar.
İngilizler Hindistan’ı işgal ettiklerinde ilk söyledikleri şuydu.
“Bu ülkede hukuk yok, buraya bir hukuk sistemi getirilmelidir” dediler ve kendi sömürgen kanunlarını uygulayarak, 900 yıllık bir ülkeyi mahvettiler.
Cennet mekân II. Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesi ve İttihat Terakki’nin Avrupa ülkelerine kayıtsız teslimiyetleri, Osmanlı hukuk sisteminin de aynı akıbete kurban edilmesine sebep oldu.
Yediyüz yıllık bir devleti durdurdular. Ardından Cumhuriyet kurulurken, yine İngilizler iş başındaydı ve ilk kuruluşta kendi hukuk sistemlerini dayattılar.
Yıllardır yama yapılarak life dönen anayasamızın hali ortada.
“Şimdi millete ve devlete yakışır bir anayasa yapalım” diyenlere karşı, içimizdeki İttihat ve Terakki zihniyetlilerle, AB’nin ne şeytanlıklar sergilediği de meydanda.
¥
Derler ki, “Geleneği olmayan toplumun geleceği olmaz”. Biz ikibin yıllık bir devlet geleneği olan toplumuz. AB bu geleneğin organlarını mahvetmekle uğraşmaktadır.
Batılılar iki yüz senedir bir boğa yılanı gibi sarıldığı boğazımızı bırakmıyor, 53 yıldır; siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel değerlerimizi kevgire çevirdiler.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan AB’ye kafa tutunca, hakikatlere gözlerini yuman, kulaklarını tıkayan içimizdeki AB kimliksiz uşakları, bu çıkışlara “Hata” diyorlar.
Avrupa’nın, “Allah’sız bir dünya” tasavvuruyla kanmak bilmeyen ihtirası; hem kendi toplumlarına hem dünya insanlığına çok pahalıya mal olmaktadır.
Türkiye olarak biz bu saldırganlığın önünde durabilecek en kavi memleket ve milletiz.
AB’den beslenip burada ve dünyanın başka yerlerinde onların kobaylığını yapanlarla mücadele etmemiz, Avrupa Birliği’ni yeterince telaşlandırmaktadır.
¥
Tekrar edelim, 53 yıldır ilk defa böylesine güçlü bir mukavemetle karşılaştılar.
Oysa hangi medeniyet olursa olsun, bir medeniyetin, bütünüyle başka bir medeniyete dâhil olup yok olması mümkün değildir.
AB dış makyajıyla yaşamaktadır. İçleri ise akbabaların bile tenezzül etmediği bir iskelet halindedir.
Vakit geçirmeden AB üyeliği müracaatından esas biz vazgeçmeliyiz. Aksi takdirde AB bizi koltuk değneği olarak kullanmaya devam edecektir.
Bir de AB’nin “Terörist devletler topluluğu” olduğu apaçık ortadayken, niye üye olmakta ısrarcı olalım ki?
Batılılaşmanın batmakta olduğunu fark ettiğimiz halde daha fazla geç kalmadan kırmızı kart göstermeliyiz.







