Eli taşın altında olanlar ve olmayanlar
AK Parti’deki değişiklik üzerine günlerdir yorumlar yazılmakta, konuşulmakta, dosya rüzgârları seyredilmekte.
Bütün bu koşuşturmaların içerisinde rol alanlara baktığımızda görülmekte ki, istisnasız hiçbirisinin eli memleket ve millet için taşın altında değil.
Her birinin tek yarıştığı final, “Bakın ben buradayım ve beni herkes fark etmeli” psikozundan öte geçmeyen çirkin birer bocalamadan ibaret.
Oysa hakikat her vakit görüldüğü, duyulduğu ve yaşandığı gibi değildir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıkça dile getirdiği; “kaderin üzerinde bir kader vardır” sözü buna işarettir.
Günlerdir bilgi kirliliği fırtınası altında gözümüz, kulağımız, zihnimiz altüst oldu. Oysa eli taşın altında olanlar işlerini yapmakta ve yollarına devam etmekteler.
Elbet Allah ne takdir etmişse olacak odur, nasip olursa Pazartesi günü AK Parti yeni genel başkanıyla, kervana farklı bir heyecan katacaktır. Geçelim.
•
Bizim kuşağın bilinçaltı, siyasi kirliliklerle doludur. Koalisyon dönemleri hükümetlerinde memlekete ve millete sadece zam ve yokluk yükü düşmüştür.
Koalisyon dönemlerinin milletvekilleri daha çok; milletin değil, nemelazımcılığın vekilleri olmuşlardır. Tek başlarına hükümet kuramadıkları mazeretine sığınmışlardır.
AK Parti’nin 15 yıldır tek başına iktidarda olmasının sebebi, milletimizin koalisyonlara kapısını kapattığının göstergesidir.
Bu hakikati Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, 2002 yılında yola çıkmadan çok önce biliyordu ve kısa vadeli hesaplar yaparak iş başına gelmedi.
Siyaset günübirlik pansumanları reddeder. Siyaset “irade ve idare” ister. İktidar olmak ister. İktidar olmayı göze almak ise yıpranmayı peşinen kabullenmek demektir.
•
AK Parti’deki bayrak yarışının nöbet değişimine siyasi mülahazalarla değil de şöyle tarafsız bir gözle bakılırsa, daha hayırlı olacağı görülebilir.
Binali Yıldırım işe ve siyasete tabandan gelen bir isimdir. Cumhurbaşkanının uzun yıllardır çalışma arkadaşıdır.
AK Parti hükümetlerinde geldiği görevlerinde son derece başarılı olmuş birisidir. Çelebi tarafı her zaman ağır basmıştır.
Elbet bunları söylerken Başbakan Davutoğlu’nun samimiyetini, dürüstlüğünü, çalışkanlığını, başarılarını asla öteliyor değiliz, unutur veya unutacak da değiliz.
Davutoğlu, memleketimizin en zor zamanlarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a omuzdaşlık etmiş, milletin ve devletin yükünü sırtlamış bir dava eridir.
•
“İyi hoş da suya sabuna dokunmadan teğet geçip gidiyorsun, bunca yazılanların, söylenenlerin hiç mi gerçeklik tarafı yok”?
İşin iç yüzünü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve birlikte çalıştıkları arkadaşları biliyordur.
Bize düşen onların dediklerine itibar etmektir. Bundan ötesi yalana, dedikoduya, fitneye, fesada sebep olmaz mı?
Ezcümle; meseleye bir nöbet değişiminden ibaret diye bakılabilir, her nöbetin süresi vardır. Bir bayrak yarışı olarak değerlendirilebilir.
“Teamül ve Temayül” gereği Binali Yıldırım AK Parti Genel Başkanı olarak seçilmiştir. Beklentimiz ve isteğimiz, memleketimize ve milletimize hayırlı olmasıdır.







