--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Duran Kömürcü

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Bu haftaki eserlerimiz, kurucusu ve sahibi olduğu Şamil Yayınları’ndan, rahmetli Duran Kömürcü hocama ait.

İlkinin adı; “Düşünce Ufkumdan Damlalar”, ikincisinin adı; “Gönül Dünyamdan Damlalar”.

Duran Kömürcü hocamı bundan beş yıl önce Hakk’ın rahmetine uğurlamıştık. 14 Şubat 2011 yılında Rahmeti Rahman’a kavuşmuştu.

Duran Kömürcü hocamı okuyanlarımız bizim gazetedeki yazılarından tanır ve bilirler. Sözünün eri, imanının adamıydı.

Duran Kömürcü hocam, Allah kelamının fazlaca zikredilmesi başta olmak üzere, dini- milli eserlerin basılmasının, konuşulmasının, konferansların, panellerin ve benzeri faaliyetlerin “kısıtlandığı ve cezalandırıldığı eski Türkiye’nin” en cesur müminlerindendi.

Din görevliliği ve yayıncılığı sırasında; “Kulların şahit olduğu her hale, Allah zaten şahittir” diye Hz. Ömer meşrebinde yürüyerek, bildiğini yerli yerince hep söyleyen birisiydi.

Bizim gazetede yazdığı yazılar, “amentüsü ve ameli sağlam müminler” tarafından dikkatle takip edilirdi. Sessiz çoğunluğun sesiydi.

Şamil Yayınları yetkilileri, Vakit/Akit yazılarından iki kitap hazırlamışlar. Eskimez, pörsümez olan bu yazılar ne vakit okunsa, sanki bugün ve bu an için yazılmış gibidir.

İnancı kavi insan odaklı yazılar, bir kere okunup geçilecek makaleler değildir. Hemen her derdimizin önce teşhisi konulan, sonra tedavisi önerilen yazılardır.

Yakından tanıyan dostları şahitlik ederler ki, Duran hocamızın en belirgin özelliği, “emrolunduğu gibi dosdoğru olmaya” gayret etmesi ve uygulamasıdır.

Bu hali, dünyaya meyilden yanıp tutuşan, ahireti de lafta benimseyip, amelde es geçen Müslim maskeli çevreleri pek rahatsız ederdi.

Hocamızın insana ve İslam’a bakışındaki prensipleri belliydi. Bu prensipleri; “Gönül Dünyamdan Damlalar” isimli kitabına önsöz yazan Mustafa Çelik şöyle tarif etmekte.

-“Önce Tağutu tekzip edip reddetmeli, sora tevhidi tasdik etmeliyiz”.

-“İslam’a bir bütün olarak bakmalıyız”.

-“İslam’ı hâkim, küfrü mahkûm kılmaya çalışan Müslümanlar arasında; meslek, meşrep ve mezhep taassubu gözetmemeliyiz.”

-“Bütün işlerimizi istişare ile yapmalıyız”.

-“İfrat ve tefritte değil, itidal üzere olmalıyız”.

-“Faaliyet çeşitlerimizi ve alanlarımızı çoğaltmalıyız”.

-“İslam’ı hayata hâkim kılma hassasiyeti olan her Müslüman ile görüşmeliyiz”. Tabi münafıklara dikkat ederek.

Şimdi başta ben de olmak üzere acaba kaçımız, Duran hocamın şu ilkeleri ışığında kendimizi hesaba çekebiliriz.

İllaki bir yerlerden açık kapı bulup ya çaresizliğin bilinen yolu mazeretlere sığınırız veya karşı tez üretme hastalığımız depreşiverir.

Hocamızın ilkelerine bakıp da “Hangisini hayata geçirebiliyoruz” diye sorduğumuzda çıkan netice şu:

İslam’ın her Müslümana, “olmazsa olmaz” diye yüklediği vazifeleri, “iman etme” aşkıyla sahiplenmek yerine, “alışkanlık ve adet” gereği sahiplendiğimiz ve İslam dışı tesirleri daha ciddiye aldığımız için karmaşık bir parçalanmışlık yaşıyoruz. Vesselam.

Ruhu için El-Fatiha. Kitaplar hakkında; Şamil Yayınları 0212- 516 06 50

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle