Dünyayı insanlar mı hayvanlar mı kirletmekte
Şeytanın bile ürküp, “iyi ki de insan değilmişim” diye sevindiği içte ve dışta insan suretli bazı kimseler, dünyayı büyükbaş hayvanların kirlettiğinden dem vurarak, esas kirletenlerin üstünü örtme çabasındalar.
Hâlbuki bu vazifeyi şeytan üstlenmişti. İnsanlığa olan ihanetini icra için kıyamete kadar mühlet istemişti ama bazı insanlar, şeytanı nakavt etme yarışındalar.
Şeytanın vazifesini üstlenen Amerika ve besledikleri figürler, dünyayı büyükbaş hayvanların kirlettiğini, dolayısıyla sayılarının azaltılması hususunda propaganda yapmakta ve yaptırmaktalar.
Dünyanın altını-üstünü, denizleri, dağları, ovaları, suları, köyleri, kasabaları, şehirleri, havayı, atmosferi, yeri ve göğü, insan kirletmiyor da büyükbaş hayvanlar kirletiyor öyle mi?
İnsanlıktan zerre nasiplenmiş kişi yahut kişiler, ancak böyle bir aldatmanın kölesi olabilirler. Geçelim!
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, insanlığın yaşaması için Allah tarafından etiyle, sütüyle, derisiyle hizmet etsin diye yaratılmış ve ikram edilmiştir.
•
İşin daha tuhafı şu ki, Amerika’daki, Avrupa’daki büyükbaş hayvanların değil de nedense (!) Müslüman ülkelerdeki hayvanların azalması istenmektedir.
Müslüman ülkelerde Kurban ibadeti ile diğer ibadet amaçlı yapılan çeşitli kurban kesimleri olduğu müddetçe, hayvan yetiştirme ve ticaretinin süreceğini bilmekteler çünkü.
Mesela büyükbaş hayvanların azaltılmasına neden önce Amerika’dan yahut Avrupa’dan başlamıyorlar da bu dahi buluşlarını(!) geçimlerini hayvancılık ve tarımdan kazanan ülkelere dayatıyorlar?
İnsanoğlu yaratılış gayesine sahip çıkmadıkça şeytana hizmet edecektir. Biz şu hakikatin altını çizelim.
Teknik ve teknolojik olarak ne kadar gelişirsek gelişelim, hatta dünyanın süper gücü olalım ve elbet olmalıyız da zaten yüz yıldır bunun eksikliğini ve ezikliğini yaşamaktayız.
Biz ne devlet olarak ne millet olarak böyle tezgâhlara gelmeyiz, gelmemeliyiz.
Aklıselim sahiplerinin inandığı gerçek şudur:
Bizim ana beslenme kaynağımız tarım ve hayvancılıktır. Tarım ve hayvancılığımız zayıfladıkça istiklalimiz ve bağımsızlığımız da zayıflar.
Şimdi bu ifadelerimizi; bedeni burada, ruhu Haçlılara teslim olmuş bir takım “beyni zayiler” anlamayabilirler. Zaten sözlerimiz de onlara değildir.
Laf “adama” söylenir. Sözlerimiz, devletimizin ve milletimizin kıyamete kadar bekası için hayvancılık ve tarımda, olabildiğince ilerlemenin gerekliliğine inananlaradır.
Dünya üzerinde kendi kendine yetecek ülkelerin başında gelmekteyiz. Bu yetmenin en büyük unsuru da hayvancılık ve tarımdır. Bu ikisini kaybettiğimizde her şeyimizi kaybederiz.
•
Ezcümle:
Hamdolsun amentü sahibi bir halkız ve toplumumuzun büyük ferasetiyle 19 yıldır devletimizi ve milletimizi tam istiklale kavuşturan Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve hükümetlerin çalışmalarıyla birinci lige çıkmışken, üzerimize oynanan oyunlara çok dikkat etmeye mecburuz.
Bizim gibi içerden ve dışardan hainlerin sürekli kurcaladığı bir ülkede, millet-devlet iradesinin azıcık gevşemesi, içeriden ve dışarıdan ihanet için bekleyenleri azdırır ve azdırmaktadır.
Rabbim şerlerinden topraklarımızı, devletimizi ve milletimizi korusun!







