Dünyayı değiştirmek için iyilik şart
Dünyadan ahirete yüz akıyla gidilen yol; “iyilik yapmakla yapamamak” arasındaki dengeyi kurmaktan geçer.
Dünyalıklarımızı ahiretteki yerimize göre kazanmak, harcamak ve bu kazançtan hakkı olanlara haklarını vermektir.
İyilik yapmaya illa da maddi olarak bakmamalıdır. Her iyilik para ile ölçülmez.
Karşılıksız iyilik vicdan gereğidir, inanç gereğidir. Kişinin dilini, gözünü, kulağını, midesini, kalbini doğru işlerde kullanmasıdır.
¥
Türkiye Diyanet Vakfı’nın pazar günü Haliç Kongre merkezinde “Uluslararası İyilik Ödülleri” merasimi vardı.
Haberlerden takip edildiğini umduğum için tekrara düşmek istemem ama bir kere daha inandım ki, hakikaten dünyayı iyilik değiştirecektir.
Ödüllerin nasıl tespit edildiğini bilmiyorum ama kılı kırk yararak hazırlandığına inanıyorum. Çünkü binlerce iyilik ve insanlık hikâyelerinden böylesine adil ve farklı hikâyeleri tespit etmek, ancak “iyilerin ve iyiliklerin peşinde koşanların” işi olabilir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ve Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’i dinlerken aklıma şu hadise geldi.
¥
Allah’a hamdolsun ülkemiz, Gül ve Erdoğan gibi iyi Cumhurbaşkanları da gördü. Nereden nereye geldik.
PKK’lı teröristleri affetmekle ünlü Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanıydı. Bütün halkımızın hatırlayacağı bir iyilik vaktindeydik.
Aylardan Ramazan’dı. Sezer böyle bir günde oruç tutmadığını göstermek ve laiklik mesajı vermek için kürsüden su içmişti.
Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ne yapmakta ve ne yapıyor? Bütün konuşmalarına besmele ile başlıyor, Kur’an okuyor, Kur’an mealleri söylüyor.
Millet olarak iyi olduğumuzda, Allah da bize iyileri, iyilikleri nasip ediyor.
Hamdolsun millet ve devlet olarak altı senedir milyonlarca mülteciyi misafir ettiğimiz gibi dünyanın her yanındaki mazlumların imdadına koşuyoruz.
¥
İyilik yapmanın temelinde “insan olabilmek” vardır. Ve ancak insan olabilenler iyilikte direnirler. Ve iyilik kazanır.
İyilik aile kurumundan başlar, komşulardan sokağa, işimizden yaşadığımız şehre kadar nefes alıp verdiğimiz her yerde sürer.
Aile bireyleri başta olmak üzere birlikte olduğumuz insanları iyilerle buluşturarak, iyiliklere sevk ettiğimizde, iyilik kervanımız yola çıkmış demektir.
Mesela küçük gibi gözüken ama insan ve insanlık için öylesine büyük iyilikler yapabiliriz ki, para pul ve organize istemez.
Eğer bir insan evine, komşusuna, işine, yaşadığı ülkeye “aidiyet” duygusuyla bağlı olabilirse, böyle insanlardan her türlü iyilikler su gibi akabilir.
¥
Örneğin bizden kimsenin rahatsız olmamasını sağlamak çok büyük bir iyiliktir. Ahiliğin kurallarını hatırlayalım.
“Eline, beline, diline sahip ol” der. Bu kurala uyan bir insanın kendisine ve çevresine bundan daha büyük bir iyiliği dokunabilir mi?
Esasında dünyanın en şanslı toplumuyuz. İyilik medeniyetimizin kurucu unsuru “Ahilik ve Vakıf” gibi büyük bir hazineye sahibiz.
Bütün mesele herkese açık olan bu hazineyi kullanabilmektir.







