--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dolmabahçe’den Beşiktaşlılar geçti

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?

Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..

Adalar’dan mı? Tunus’dan mı, Cezayir’den mi?

Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi

Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;

O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?

Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiirindeki mısralara aşağıda döneceğim.

Dün, “Dolmabahçe’den II. Abdülhamid Geçti” diye yazmış, Ulu Hakan sempozyumundan söz etmiştim.

TBMM’nin düzenlediği program, cumartesi günü muhteşem bir finalle sona erdiği sırada, Dolmabahçe’deki statta da Beşiktaş-Galatasaray maçı varmış.

Futboldan hiç anlamam, tuttuğum herhangi bir takım falan da yok. Sadece milli takım oynadığı sırada memleket sevdası adına izlerim.

Beşiktaş meydanından maçın oynanacağı sahaya kadar olan İstanbul’un en güzel ağaçlı yolu, uğul uğul gürültüyle akan bir dere gibiydi.

Üsküdar’a geçmek için Dolmabahçe Camii’nin tarafından caddeye çıkınca gördüğüm kalabalıktan çok ürktüm.

Yaşları 16 ila 50 arasında değişen ve siyah beyaz giyinmiş binlerce insan, ellerinde biralarla, Beşiktaş meydanından sahaya doğru içerek akıyorlardı.

“Beşiktaş takımı demek bira demek mi” diye diye, kimseye dokunmadan ve zorunlu gülümsemekten yüz derim gerile gerile, aralarından geçerek motor iskelesine doğru yürüdüm.

Vakit bir hayli ilerlemiş ve akşam ezanı yaklaşmıştı. Sinan Paşa Camii’nde namazı eda etmek için Beşiktaş Müftülüğünün önünden geçerek camiye gireyim istedim.

Ne mümkün, müftülük binasının önündeki küçük meydan, meyhaneye dönmüştü. Caminin duvar dibi bira şişeleriyle doluydu.

Şimdiye kadar böyle bir manzarayla ilk defa karşılaşıyordum. Bu kadar insan neden ellerinde bira içerek maça gidiyorlardı? Vallahi bir anlam veremedim.

Üstelik sadece erkekler değil, kadınlar da vardı ve onlar da ellerinde biralarla slogan atarak ve hatta çoğu vakit kime ettiklerini bilmediğim acayip küfürler savuruyorlardı.

Elbet bu kadar insanın bir ailesi, evleri vardır değil mi? İnsanları böyle korkutan hallere hangi amaç ve gayelerle girer ve kendilerinden geçerek neyin savaşını vermektedirler?

Namazı eda ettikten sonra caminin karşısında bulunan, Cezayir ve Tunus Fatihi Preveze Deniz Savaşının galibi Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa’nın türbesinin ve kaidesinin olduğu meydandan geçip iskeleye geçmek gerekiyordu.

İşte yukarıdaki mısralar bu kaideye 1944 yılında yazılmıştı. Kaidenin hemen dibi ve çevresi ise yine elleri biralı genç erkek ve kızlarla dopdoluydu.

Batılı tasvir etmek saf zihinleri idlal edeceği ve edebim de müsaade etmeyeceği için durumu nakledemeyeceğim ama bu çocukların da bir ailesi vardır eminim.

Evet, tam umutsuzluğa kapılacaktım ki, üç gün boyunca II. Abdülhamid Han’ı anma programını dolu dolu takip eden gençleri hatırlayınca yeniden umuda yelken açtım.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle