Dolandırılanlar da dolandırılanlar da haklı
Dolandıranlar da dolandırılanlar da haklı. Çünkü işin başında alan da veren de memnundur. Sonunun pişmanlık olacağını göremezler.
Para bu, kasada-kesede durduğu gibi durmaz, “Ben akıllıyım, paraya aldanmam” diyen nicelerini yoldan yolaktan çıkarmıştır. İnsanın; aklına-duygularına-düşüncelerine kepenk kapattırır.
Dolandırıcılık zeki insanların işidir. Dolandırılmak da öyledir! Ancak zeki kimseler dolandırabilir ve dolandırılabilir. Kazanırken razı olunana kaybedince de razı olmak düşer.
Bu sebeple ne dolandıranları ne de dolandırılanları eleştirmemeli. Kolay para kazanmak, ancak zekâsını bu uğurda kullananların işidir.
•
Kaç gündür medyanın gündeminde birinci sırayı Deniz Bank hadisesi meşgul etmektedir. Toplumun ne kadarı ilgileniyor ne kadarı ilgilenmiyor bilinmez ama gündemin birinci sırasındaki yerini korumaya devam ediyor.
Bir de televizyonlarda her şeye maydanoz olmaya hazır duran ve önlerine hangi gündem maddesi gelirse konuşan tartışmacılar var. Zenginin malı züğürtlerin dilini yorarmış.
Hiç ilgi alanıma girmemesi gerekirken ben bile bulaştım. Sadece şahsımın değil, bizim okuyucularımızın ekseriyetinin de gündemini meşgul etmez oysa.
Bu mevzuya şu hususu belirtmek için girdim.
Böyle dolandırmalar dışında bir de milli-dini duyguları kullanarak insanları dolandıranlar, aldatanlar duyulmaktadır ve işin tuhafı bunlara inananlar da bulunmaktadır.
“Özellikle sosyal medyada ve tik-toklarda müslim görünümlü erkek veya kadınlara aldananlar nasıl bir feraset sahibidir” diyerek mevzuyu kapatalım.
•
Hırs ve tamah, insanı insanlıktan çıkaran iç düşmandır. Kişide ne kimlik ne kişilik ne ahlak bırakır. Her yerde sahibini rezil rüsva ettiği gibi kalp gözlerini de kör eder.
Haksız kazanılmış mal-mülk-makam-mevki ve bunların temelini oluşturan paranın getirdiği şöhret, er geç sahibini ve bulaşanları perişan eder bitirir.
Bu şekilde şöhrete ulaşmış kimselerin sonları maalesef hep çok acı bitmiştir. Parayı kendilerine kul edemeyenler, kölesi olurlar.
Ünlü bir söz vardır, hemen herkes duymuştur ama asla aldırış edilmeyen bir tespittir. Denilir ki:
-“İnsanoğlu para kazanmak için önce sağlığını kaybeder, sonra da kazanmak için paralarını harcar”. Pek yerinde bir sözdür.
İnsan fıtratında yüklü ahlakını kendi eliyle bozmaktadır.
Kolay para kazanma, kısa yoldan köşeyi dönme ve -nasibinin nerede olduğunu bilmediği halde- istediği gibi istediği yerde yaşamak için hırs ve tamah çukuruna düştüğünü göremez ve düştüğü çukurdan çıkmaya çalıştıkça batar.
Para hırs ve tamahı, ahiret gününe inananlara bile ahireti unutturur. Hesap gününe çıkmadan bir şekilde günahlarını affettireceğine ikna eder.
•
Ezcümle:
Eskiler derler ki:
“Zenginliklerini çeşitli şekillerde ifşa edenler, ahlaken düşük kimselerdir”.
Paranın en iyisi helal yoldan kazanılan rızıktır. Nasıl kazanıldığını görmek için nasıl harcandığına bakmak kâfidir.
Hırs ve tamahın sonu, “son pişmanlığın fayda etmediği” bir haldir.







