--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Diyanet, Hutbe, Cep Telefonu

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

En çok bilenimizden en az bilenimize kadar her insanımız, Cuma günü ve namazının farkındadır.

Cuma’nın hayrını kimler kazanır kimler kaybeder belli olmaz ama maddi olarak en çok kazanan telefon şirketleridir.

Cuma, emek isteyen bir ibadettir. O günü inanarak ve iman ederek eda etmek isteyen müminler, Perşembe gününden hazırlık yaparlar.

Cuma’nın şartlarından olan Cuma saatinde işlerini bırakarak camilere koşarlar. Niyetleri ibadetse huşu içerisinde hutbeyi dinler, namazdan sonra işlerinin başına dönerler.

Son yıllarda Cuma’nın cazibesi, cep telefonlarının cazibesini aşamaz oldu.

Sevdiğimiz, sevmediğimiz, tanıdığımız, tanımadığımız kim varsa, cep telefonlarından resimli yahut çeşitli sözlerden oluşan karelerle Cuma kutlaması yapılmakta.

¥

Haydi, bir nebze, “Hiç yoktan iyidir” diye olumlu karşılayalım. Gerçi manevi olarak asla faydası olmadığı bir vakıa ve sadece kendimizi kandırmaktayız ama yine de kabul.

Peki, sadece Cuma namazında değil, diğer vakitlerde de sünnet ile farz arasında dahi telefonla konuşanlar, mesaj yazanlar, okuyanlar, ibadet ile dünya arasındaki irtibatı hangi samimiyet ve hangi ibadet aşkıyla yapmaktadırlar?

Bunu da geçelim ve Cuma hutbesine gelelim.

Cuma namazı kılanlar ve muhtevasını bilenler, hutbenin nasıl dinlenilmesi gerektiğinin de farkındadırlar. Eğer bilmeyenler varsa spora devam etmeliler.

“Hutbe adeta namazdaymış gibi dinlenir” denilir. Maalesef artık böyle dinlenilmiyor. Özellikle gençler, cep telefonlarıyla geyik muhabbeti yapıyorlar.

Mesaj yazıyor, mesaj okuyor, haber ve yorum dinliyor, hatta artık arayanlarla konuşuyor yahut kendileri arıyorlar. Bu hal sıkça görülür olmaya başladı.

¥

Âlimlerimiz der ki; “Namaz edeb, disiplin ve samimiyet ister. Namazın şartlarına riayet etmeyenler, edeb sınırını aşanlar, Allah’a karşı sınır aştıkları gibi birlikte ibadet ettiği insanların da haklarını üzerlerine geçirmektedirler”.

İbadet esnasında cep telefonuna bile sahip olamayan insanların, ibadetlerine hangi samimiyet ve disiplinle sahip çıkacakları şüphelidir.

Maalesef kimse kimseyi ikaz edemiyor, çünkü nasıl bir tavırla karşılaşacağı bilinmiyor ve endişe ediliyor. Mecburen ibadetin ve cemaatin selameti açısından sabrediliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan beklenen şudur:

-“Lütfen bir hutbenin mevzuu da hutbe dinlerken, ‘cep telefonlarıyla mesai yapılmasın’ hususunda olsun.

Cep telefonuyla meşgul olan kişiler, yanındaki insanların da ibadetini sakatlıyor ve dikkat dağıtıyor çünkü”.

¥

Her şeyden önce İslamın, bir zihin fantezisi değil, yaşanabilir bir hayat tarzı olduğunu anlamak gerekir.

Namazı eda etme çabasının olmadığı bir yerde, namazın ütopyadan öte geçmeyeceğini, ibadetten uzak kalınacağını her aklıselim sahibi insan idrak edebilir.

Aksakallarımız derler ki:

-“Bir insanın namazındaki amelleri, şartlara uygun değilse, dünyalık işlerini de işlerinin şartlarına göre yapmıyorlar demektir”.

Allah’a karşı saygısızlık eden, kullara karşı ne yapmaz ki? Vesselam.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle