Dinlenerek dileniyorlar senden çok kazanıyorlar
Diyanet İşleri Başkanlığı yine en önemli yaralarımızdan birisine parmak basarak, merhamet duygularımızın sömürülmesinin önüne geçmeye çalıştı.
Türkiye’nin her yerinde var mı bilmiyorum ama İstanbul’un ana caddeleri ve camileri, dilencilere karşı uyanık olmak için bez ve basılı afişlerle donatılmış.
Ana tema oldukça uyarıcı: “Dinlenerek dileniyorlar, senden çok kazanıyorlar”.
Tamam, merhamet toplumuyuz ama merhametlilik bu kadar da suiistimal edilmez ki, hele son zamanlarda İstanbul bir dilenciler şehri olup çıktı.
……………
Küçük bir anımı paylaşayım.
Geçtiğimiz günlerin bir teravih sonrasıydı, sokağın başında bir ihtiyara rastladım. Yürümekte zorlanıyordu. “Yardım ister misiniz” diye sordum.
Soruma cevap vermedi ama yürüyemiyordu da. Neyse rahatsız olduğu düşüncesiyle koluna girip yokuşu çıkarayım istedim.
Hakikaten zor yürüyordu. Konuşmaya başladık. Trafik kazası geçirdiğini, çok borçlandığını, fitre ve zekâta ihtiyacı olduğunu beyan ettiği bir sırada oturduğu apartmanın önüne gelmiştik.
Apartman yeniydi ve ikinci kattaki evin kendisine ait olduğunu söyledi. Bu sırada bir araç geldi hemen kenara çekildik, arabaya baktı “oğlum” dedi.
Oğlunun altında son model bir araba vardı, adam aracını park etti, ihtiyar da beni bıraktı ve “Ben de anahtar var oğlum” diyerek birlikte evlerine giriverdiler.
Dinlediklerimden ve gördüklerimden sonra feleğim şaştı. Keklenmiş olmaktan kurtularak yoluma devam ettim. Bir de demez mi “Hatimle teravih kılınan camiden geliyorum” diye.
Galiba merhametin fazlası insana zarar veriyor. Ben de;
-“Yahu bey amca! Madem yürümekte ve oturmakta zorlanıyorsun, neden hatimle teravih kılınan camiye gidiyorsun” diyemedim. Geçelim.
………………
Yine Diyanet’in hazırladığı afişlerden birisinde de şu yazıyor: “Bir günlük yiyeceği olana dilenmek haramdır”.
Dilenenler gerçekten Müslüman olsalar, Türkiye’de hiç dilencinin olmaması gerekir. Çünkü hayırsever milletimiz ve sivil toplum örgütlerimiz, nerede hakiki bir muhtaç varsa ulaşmakta ve ihtiyaçlarını gidermektedir.
Dilenciliği meslek haline getirip, camilerin önünü işgal edenlere merhamet duygularımızı çarçur ettirmemeliyiz. Hem cebimizi hem duygularımızı soyuyorlar.
Eğer dilencilerin duası kabul olsa kendilerine faydası olur. Özellikle Cuma namazının farzı bittikten sonra camilerde sünnetleri kılmak mümkün olmuyor.
Daha farz biter bitmez, camilerin önü bir anda dilenciler meydanına dönüyor. Kapıların önünü tuttukları için insanlar camiden çıkamıyorlar.
Hele bir de yakarma-yalvarma lafları ezberlemişler ki, insanların ceplerine ve ellerine bakmaktan ne söylediklerini dahi bilmiyorlar.
……………….
Hakikaten de “dinlenerek dileniyorlar, çalışanlardan çok kazanıyorlar”. Anlaşılan dilencilerin dilenmesine bir çare bulunamıyor.
O vakit Diyanet’in uyarısına kulak vererek, merhamet duygularımızı sömürtmeyeceğiz. Hiç merak etmeyelim, gerçekten muhtaç olup da aç kalan tek bir insanımız yoktur.
Bir şekilde devletimiz, sivil toplum kuruluşlarımız böyle insanlarımıza ulaşmaktadır.







