--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Devletsizlik ve vatansızlık

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Önce insanca bir temennide bulunalım da kim anlar kim kabul eder kim reddeder, orasını bilemem.

Allah, “devletine ve ülkesine bağlı hiç kimseyi, devletsiz ve vatansız bırakmasın”.

“Devletsizlik, vatansızlık ve dinsizlik”… Bu üç mefhum, insan fıtratının hamurundaki en önemli mayanın bozulması ve inkârıdır.

Dinsizlik kısmına açıklık getirelim. Dinsizlik illa da İslam veya diğer tahrif olmuş inançları ret gibi anlaşılmasın.

Dinsizlik; içinde inkârı, reddetmeyi barındırdığı gibi din adına dini değerleri tahrif ederek, dindarlık yapan yahut din adına uydurmalarda bulunan, topluma; fitne, fesat ve iftiralar şırıngalayanlar da dinden nasiplenmemiş kişilerdir. Geçelim.

Yine bu üç unsuru reddedenler, yerkürenin hiçbir kara parçasında; “huzur, güven ve istikrar” içerisinde yaşayamadıkları gibi içlerine girdikleri toplumların da “huzur, güven ve istikrarlarını” sürekli tehdit ederler.

Dünyanın pek çok ülkesiyle birlikte biz de maalesef bu güruhların; “devletsizlik, vatansızlık ve dinsizlik” neticesinde, yaşadıkları topraklarımıza aidiyetsizlikleriyle uğraşmaktayız.

………………..

Bir devlet dört direkle ayakta durur. “Millet-Ordu-Siyaset-Ekonomi”. Bunlardan birisi eksik olursa yahut zarar görürse, devlet güç kaybı yaşar.

Bu dört unsuru besleyen ve devamını sağlayan da yine dört ana güç vardır ki, onları sahiplenmek, devletin devamına sebeptir.

“Vatan, Bayrak, Din, Dil”. Bu dört mefhuma sahip çıkmayan hiçbir milletin ayakta kalması ve başka devletlerin esareti altına girmemesi mümkün değildir.

Bugün ülkemizde, içerideki ve dışarıdaki teröre karşı verilen mücadele, devlet olmanın bu ana direklerini koruma ve kollama mücadelesidir.

Hamdolsun millet olma bilincimiz tüm engel ve ihanetlere rağmen sürmekte. İmanı, namusu, ırzı, canı ve malı muhafaza; vatanı muhafaza ile mümkündür.

Aksi halde, millî ve manevi değerlerimizin talan edilmesine göz yumulması yahut bu değerlere düşmanlık edenlerle birlikte olmak, dehşet verici bir gaflet olur.

Ordumuz milletiyle omuz omuza gelmiştir. Tarihinde böylesine büyük bir kaynaşma olmamıştır. Millet-Ordu el ele tutuşmuştur.

Siyasete gelince. Her şey ortada. Bir devletin ve milletin devamı için gerekli şartlara hangi siyasi güç omuz veriyorsa, milletin ekseriyeti onların yanındadır.

Siyaseti partiler yapıyor olsa da siyasetin esas sahibi sağduyu sahibi milletimizdir. Halk siyasi kararını verirken, partiyi göz önüne almaz, parti araçtır.

Devletinin devamı için “olmazsa olmaz” şartlarını yerine getirebilecek, “Millet-Ordu-Siyaset-Ekonomi” direklerine sahip çıkacak siyasi güce göre sandıktaki tercihini belirleyecektir.

……………..

Ekonomi meselesi, diğer dünya milletlerine göre bizde son sırayı alır.

“Devlet, vatan ve din” gibi milleti millet yapan değerler, yerli yerine oturmadıktan sonra ekonomik konuların milletimiz nezdinde çok bir anlamı kalmaz.

Velhasıl; yeni anayasanın ve Türkiye’nin referandumu, “Millet-Ordu-Siyaset-Ekonomi” direklerini sahiplenme ve sağlamlaştırma seçimi olacaktır.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle