Devlet ve STK’lar israf seferberliği başlatamaz mı?
Kâinattaki tababet ve hayvanat, insanoğlu başta olmak üzere diğer bütün canlı varlıklar için yaratılmıştır. Bunlar içerisinde ise sadece insanoğlu israf ederek, dünyanın dengesini bozmaktadır.
Oysa bu âleme gelen her canlının rızkı da beraberinde yaratılmış ve “insan israf etsin” diye değil, “istifade etsin” diye sunulmuştur.
İstifade ederken de şu tembihte bulunulmuştur:
- “Bu nimetler size emanet olarak verilmiştir. Yararlanırken emanet olduğunu bilerek faydalanınız”. Mesele bu kadar değil elbet, devamı var. Yine denilmiştir ki:
“Vakti geldiğinde, ömrünüzle birlikte size tevcih edilen nimetleri nerede, nasıl kullandınız, harcadınız” diye sorulacaktır.
Yalnız işin bu kısmını idrak edebilmek için hesap gününe iman lazımdır ki, emanet kavramının ne demek olduğu anlaşılabilsin.
•
“Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en çok israf edilen nedir” diye sorulduğunda; yiyecekler, giyecekler, içecekler, ovalar, sular, ormanlar akla gelebilir.
Öyle değildir. Aklıselim sahibi insanların kabul ettiği bir hakikat olan “insan israfıdır”. Yani birbirimizi israf etmemizdir. Günlük tartışmalar ve kavgalar insanın tükeniş belgesidir.
Bu zaviyeden ülkemize baktığımızda tespitin haklılığı meydandadır. Toplum olarak insanı heba etmekte çok acımasız bir vaziyetteyiz.
İsteyen elini vicdanına koyarak, en yakınından başlayıp, şöyle çevresine göz attığında, birbirimizi nasıl tükettiğimizi görebilecektir.
Haliyle insan israfının olduğu yerde, istifade için yaratılan varlıkların da hercümerç edilmesi kaçınılmazdır. Başlığa dönelim.
Devletimiz, önceliği “insan” olan STK’larımızla iş birliği yaparak, insan israfının önlenmesi için çok kapsamlı bir kampanya başlatabilir.
Hemen ardından da sınırlı olan kaynaklarımızı, “Benden sonra tufan” tsunamisinden kurtarmak için çalışmalar yapabilir.
•
Örneğin; insanın mahvında sınır tanımayan sosyal medya ürünleri ve daha çok Twitter, “tam bir insan israf merkezi” gibi işlemektedir.
Sosyal medya ve bunlardan istifade ederek hem kendilerini hem seyircilerini “tüketen robotlar” gibi gören televizyonlar var ki, başka bir garabet.
Eskiler der ki:
- “Önemli olan çocuğu doğurmak değil, gönlünü-kalbini-yüreğini doyurmaktır”. Günümüzde bu açlık had safhadadır!
İnsan olabilme ve kalabilme açlığı başka açlıklara benzemez. Açlık elbet giderilebilir ama insan yokluğu ve yoksunluğunun telafisi zordur.
Şimdi bu halde, insanlara yiyeceklerini-giyeceklerini ve istifade ettiği nimetleri israf etmemeleri nasıl anlatılır bilemiyorum.
Bu sebeple devletimiz, STK’larımızla işbirliği yaparak; köy köy, ilçe ilçe, şehir şehir, her türden aşırı tüketimi önlemek için kampanyalar düzenleyip, insanlarımıza dokunabilir.
Kişileri; insani melekeleriyle imar etmeden, hiçbir kaybı önleyemeyiz. Hırs ve haz sebebiyle heba edilen ürünlerin müsebbibi biz olduğumuza göre, çare yine bizdedir.
Ezcümle:
“Her işte uygun olan, ihtiyacı kadarıyla yetinmektir. Sözdeki gaye de, muhataba maksadı anlatabilmektir. Bundan fazlası şer görülmüştür”. İmam-ı Gazzali.







