--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Destursuz bağa girenler

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
4

“Destursuz Bağa Girenler” ismi, Orhan Şaik Gökyay’ın, edebi eleştirel yaptığı kitabının adıdır. Yazımızın muhtevası kitap üzerine değildir.

Kavram olarak “destur”, önemli bir kırmızı ikaz lambasıdır ve insanın gözünün önünde daima durmalıdır.

Yediden yetmişe hayatımızı idame ettirdiğimiz her alanda ve her anında, bu kırmızı ikaza dikkat etmemiz “insanlık” adına mecburidir.

Şimdi bunları söyleyince zihnimden:

-“Sen nerenin türküsünü çığırıyorsun, hangi devirde yaşıyorsun ve ne dediğinin farkında mısın?” diye bir ses “destur” çekti.

Evet, hakikaten de öyle. Desturla girilen-çıkılan-gidilen-oturulan-konuşulan-yazılan-görülen-gösterilen-yapılan-edilen ne kaldı ki, “Destursuz Bağa Girilmez” diyebilelim.

Destur üzerine geçmişten örnekler versem yine bir başka ses:

-“Yapma o devirler geçti” diyecek ve geri adım attırmaya kalkacak.

Çünkü terbiyemizdeki, medeniyetimizdeki, ahlak kurallarımızdaki “destur” kavramı unutulduğu gibi hatırlatılması bile anlamsız bulunur hale geldi.

Evlerimizde, iş yerlerimizde-sokakta-çarşıda-pazarda velhasıl köyden şehirlere kadar hemen her noktada bir hırs, bir tamah, bir aç gözlülük, bir çekememezlik, bir hasetlik, bir kıskançlık sürüp gitmekte ve “destuur” diyebilecek yahut “destur” çekecek kimse kalmadı.

Biz desturlu bir millettik. Bugüne kadar da ahlakın temelini oluşturan ve “harem” kavramının öncüsü sayılan destur ilkesine bağlı kalarak bu coğrafyayı vatan ettik, üzerinde devlet kurduk.

Öyle bir zamana ulaştık ki, ne “harem” kaldı ne “destur”! Haremin kaybolduğu ve itlaf edildiği yerde, elbet destur da kalmayacaktır.

Çok derinlere dalmadan destursuz ne evlere ne mahalleye ne sokağa ne çarşıya-pazara ne işyerlerine ne de ibadet yerlerine girilmeyeceğine dair bir yığın ahlak kuralı sayabiliriz.

Evlere nasıl girileceğine dair iki hususu hatırlatalım da gerisini zihnimiz çapa yaparak, kendi elimizle-dilimizle-paramızla nasıl savrulduğumuzu idrak edebiliriz.

Evlerin en dış kapısında iki zil bulunurdu. Birisi büyükçe bir tokmak şeklinde, diğeri küçük tokmak şeklinde! Hatta zil tokmaklarının başındaki şekiller bile farklıydı.

Eve gelecek olanlar eğer erkek ise büyük tokmağı kullanır, hanım ise küçük ve daha nazik tokmağı kullanarak haber verirdi.

Evdekiler bu sese göre dışarıdan kimin geldiğini anlar ve kapıyı kimin açıp, gelenleri karşılaması gerektiğini bilirdi.

Şimdi artık komik gelebilir ama böyleydi. Artık böyle zillere gerek yok. Çünkü kapitalizmin ve konforun esaretini özgürlük belleyip, her türlü desturu ve haremi kaldırdık.

Ezcümle:

Biz varlığımızı destur odaklı bir medeniyetin yaşamasıyla sürdürdük.

Bu medeniyeti; sere serpe el birliğiyle vicdansız ve insafsız bir şekilde yok etmekteyiz. Hem de her kesimin ittifakıyla.

Bu gidişe devletimizi emanet ettiğimiz irade el koymaz, her açıdan milli bir destur çekilmez ise “Ahlakın olmadığı yerde devletin masrafı çok olur” düsturu gerçekleşir ve devlet-millet olarak bu masrafın altından kalkamayız.

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Üzgün Okur

3 Ağustos 2023 10:59

Destursuz bağa girme Emekliye temmuz ayında 0/0 25 zam yapıldı. Temmuz ayı enflasyonu TUİK'e göre bile-güven yitirilmiştir- 0/0 9, 47 olmuş. Yani birileri destursuz emeklinin maaşının 0/0 9,47 sine el koymuş. Kim bu? Kimin cebine gitti maaşın yüzde onu? Enflasyonla kalkınma modelini 2021 yılında benimseyip ekonomik dengeleri bozanlar KKM ' ı uygulayanlar alt ve orta gelir lilerden üst gelir grubuna sermaye aktarmayı tercih edenler destursuz bağa girenlerdir. 85 milyonun 10 milyonu toplam gelirin yüzde yetmişini, yetmiş beş milyon yüzde otuzunu alacak. Oda adilce bölüşülmüyor. Milli gelirin bölüşümün tercihi yoksulları daha yoksul, varsılları daha varsıl ediyor. Destursuz bağa girilmiştir de bunu seyredenlerin hatta destek verenlerin hiç mi suçu yok? Yani biz suçsuz muyuz?

Mustafa

3 Ağustos 2023 09:51

           Lokman.13 - Hani bir zaman Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: "Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma, çünkü Allah'a ortak koşmak (şirk), elbette büyük bir zulümdür."           8/2.3.Mü’minler ancak o kimselerdir ki: Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, onlara Allah’ın ayetleri okunduğunda bu imanlarını artırır ve yalnızca Rabb’lerine tevekkül ederler.    Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.     27/2,3,4. O (Kur'an.), namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahirete yürekten inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.          Hesap Günü’ne inanmayanlara, yaptıkları(şirkleri)ni sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar. (şirkleri) 12/106

Selamun aleyküm

3 Ağustos 2023 07:23

Sana göre şimdi ahlak yokmu. Yirmiiki senedir biz yönetiyoruz o zaman ne diyelim. Bir arpa boyu yol alamadık hatta çok geriye gittik ahlaken. Her taraf masaj salonu zina suç değil kimin zamanında oldu bunlar. Bakan çocukları rulet masasında oyun oynuyor biz eski bakanı yine baştacı yapıyoruz.Önce müslümanım sonra her haltı yerim zihniyetini yok etmeden bu yazılar kuma yazılmış gibi kardeşim.

Adem

3 Ağustos 2023 11:48

Doğru değerlendirmeler. Tam bir toplumsal çürüme içindeyiz. Herkes cebini doldurma peşinde, İslam kamuflaj malzemesi. Günah diz boyu, sevap vitrinli malzeme oldu.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle