Destimal Geleneği
Destimal Geleneği
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Müslümanlar olarak biz Kur’an ve sünnet toplumuyuz. Hamdolsun!
Kur’an-ı Kerim’e olan bağlılığımızı, sadakatimizi, akdimizi, imanımızı; hadisler ve sünneti şerifler ile bu düsturlara dayalı olarak; örf, adet, gelenek ve törelerimiz, “Müslüman olma ve kalma” mensubiyet ve mesuliyetimizi sağlar. Bu bir sözleşmedir.
İşte bu kıymetli geleneklerimizden birisi de Peygamber Efendimizin, Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi bünyesindeki Topkapı Sarayı mukaddes emanetlerdeki bölümünde yer alan Hırka-i Şerifin, Ramazan ayının sonuna doğru ziyaret edilmesidir.
Bu merasimin adına “Destimal” deniliyor. Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız ve ilgili kimselerin teşrifiyle dün Hırka-i Şerif, salavatlarla ziyaret edildi. Katılanlara da “Destimal-i Şerif dağıtıldı. Destimal-i Şerif üzerine birkaç söz edelim.
•
Cihan Devleti Osmanlı’nın dünyaya bakışını, sadece fethettiği topraklar üzerinden okumaya kalkarsak yanılırız.
Devlet-i Aliye, her şeyden önce “hürmet, edep, adap” merkezli bir medeniyet kurmuştur. Bu edebin en zarif tezahürlerinden birisi de yüzyıllardır süren “Destimal” merasimleridir.
Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesinin kapısından süzülen amber kokusuna eşlik eden o ince tülbentlerin hikâyesi, Peygamber (s.a.v.) sevgisinin nasıl kurumsallaştırıldığının da bir göstergesidir. Destimal nedir ona bakalım!
Farsça kökenli bir kelime olan “Destimal, “mendil” anlamına gelmektedir. Ancak Osmanlı Saray geleneğinde bu kelime, alelade bir kumaş parçasını değil; Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in emaneti olan Hırka-i Şerifine dokundurulan, kenarları işlemeli ince tülbentleri ifade eder.
Bu gelenek, özellikle 19. yüzyılda Sultan II. Mahmud döneminde bir devlet merasimi halini almıştır.
Genelde Ramazan ayının on beşinci günü, padişah ve devlet erkânı, Topkapı Sarayındaki Hırka-i Saadeti ziyaret ederlerdi. Bugün de bu gelenek devam etmekte.
O yıllara yol verelim:
Padişah, Hırka-i Saadetin bulunduğu altın sandığı bizzat açarmış. Ziyarete gelenlere, o gün için hazırlanan ve üzerinde ayetlerin veya hatların bulunduğu Destimaller dağıtılırmış.
Ziyaretçiler, bu tülbentleri Hırka-i Saadet’in üzerine dokundurarak, yüzlerine gözlerine sürüp, o mukaddes emanetin bereketine ortak olmayı dilerlerdi. Merasim sonunda mendiller katılımcılara hediye edilirmiş.
Birçok Osmanlı devlet adamı ve reayadan (halktan) katılanlara da hediye edilen bu Destimaller saklanır, vefat ettiklerinde “kabirde yüzlerine örtülmesini” vasiyet ederlermiş.
Bu anlayış; “Dünyadan göçerken, yüzümde Efendimiz (s.a.v.) kokusu ve bereketi olsun” demenin en sessiz ama en derin samimiyeti imiş.
•
Ezcümle:
Bugünün “kullan at” tüketim hırsının aksine, bir parça tülbendin bir ömür boyu “emanet” olarak saklanması, sarsılmaz bir sadakat ve estetik anlayışının sonucudur.
Osmanlı, bu törenle aslında şunu söylemektedir:
-“En yüksek devlet makamında da olsanız, bir tülbendin ucundaki tevazua muhtaçsınız. Destimal, bir bez parçasından ziyade; sevginin, hürmetin ve inceliğin somutlaşmış halidir vesselam.