--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dersaadet Numûnehâne-i Osmânî

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
2

 

Bu hafta tanıtacağımız eser, raflarda araştırmayı bekleyen önemli kaynak bir kitap.

Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şefik Memiş’in kaleme aldığı “Dersaadet Numûnehâne-i Osmani”, Yeditepe Yayınlarından çıkmış.

“Dersaadet Numûnehâne-i Osmani”nin diğer adı, “Osmanlı Ticaret Müzesi”. Yalnız müze denilince, geçmiş yahut gelecek eserlerin sergilendiği müze gibi anlaşılmasın.

Osmanlı coğrafyasında üretilen ve ihracatı yapılmak istenen ürünlerin sergilendiği hareketli bir müze!

Bugünkü adıyla “İstanbul Ticaret Odası” olan, Osmanlı devrinde ise II. Abdülhamid’in kurduğu “Dersaadet Ticaret Odası” bünyesinde teşkil edilen “Numunehâne-i Osmani”, Osmanlı coğrafyasında üretilen ürünlerin dışarıya pazarlanmasında çok önemli vazife üstlenmiş.

Eserin müellifi Şefik Memiş’in ifadesiyle; “Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkmasıyla hareketlenen sanayileşmede yeni arayışlar, daha çok üretim ve ürettiğini yeni pazarlara satmak için “ihracat ticareti” tüccarların gündemine girmiştir”.

İhracat ticareti, tacirlerin gündemine girmişti ama Devlet-i Aliye’nin topraklarında yetişen ürünlerin çeşitliliği, kalitesi, ucuzluğu, bolluğu ve madenlerin zenginliği gibi diğer kaynaklar nasıl alınıp satılacaktı?

Sorunun cevabını Şefik Memiş kitabında şöyle vermekte:

“Sultan II. Abdülhamid’in kurulmasını desteklediği Dersaadet Ticaret Odası’nın başkanı, yönetimi ve idari kadrosu, dünyadaki ticarî gelişmeleri, sanayileşme hareketlerini, ithal ve ihraç ürünlerini yakından takip ederek, sanayileşmeyi başaran ülkelerin yaptığı gibi ticaret müzeleri kurmak olmuştur.

İlk bakışta kadim eserlerin teşhir edildiği müzelerle karıştırılan ticaret müzelerinin onlarla tek ortak noktası, ticarî ürünlerin de salonlarda teşhir edilmesinden ibaretti.

Çünkü ülkenin dört bir yanından gönderilen ürün numuneleri bu numune istasyonlarında fiyat ve ürün bilgileriyle iç ve dış müşteriler için teşhir ediliyor, tanıtım faaliyetleri icra ediliyor, aynı zamanda ticaret müzesinin yurtdışındaki şubelerinde sergilenerek yeni pazarlara girmesi sağlanıyordu”.

Evet, 1890 yılında talimatnamesi yayınlanan Numûnehâne-i Osmânî yani Dersaadet Ticaret Müzesi, Türkiye’nin ilk “ihracatı teşvik merkezi” olarak 1891’de faaliyete başlar. Özel sektör ile kamu ilk kez birlikte hareket ederek “Numûnehâne” için Süleymaniye Şark Pasajında bina kiralayıp, devletin muhtelif vilayetlerinden gelen ürünler iç ve dış pazarda satılmak üzere sergilenir.

Numûnehânenin faaliyetlerinin bir kısmını yine yazardan öğrenelim:

“Numûnehâne İdaresi, kuruluş tarihinden itibaren yurt dışındaki fuarlara gönderilecek ürünlerin sevk ve organizasyonundan sorumlu kılındı, vergi muafiyetleri elde edildi.

Yine ilk defa Hariciye Nezareti ile Osmanlı tüccarları işbirliği içinde çalışmaya başladı. Kurumlar arası hiyerarşik yapıya özen gösterilerek gerçekleştirilen bu ortak çalışma sayesinde, Hariciye bünyesinde Ticaret İşleri Müdürlüğü kurularak, ticaret ataşeleri örgütlendi ve ülke ticaretinin gelişmesi sağlandı.

Ezcümle:

“Numûnehâne-i Osmani” Devlet-i Aliye’yi, özellikle de II. Abdülhamid devrinin içerideki ve dışarıdaki ticari gücüyle faaliyetlerini anlatan ilk eser olmuş. 

Kitap hakkında: Yeditepe Yayınları:0212-528 47 [email protected]

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

OSMANLI

5 Aralık 2022 15:52

OSMANLI HAYRANLIĞI HER DAİM DARDA KALANLARIN SIĞINDIĞI BİR LİMAN OLMUŞTUR.AMA SON ZAMANLARI İHANET VE KAÇIŞLARLA DOLUDUR.BARİ BU KISMINI ÇIKARIP GERİSİNİ DİLLENDİRİN.HAKEZA PADİŞAH HATUNLARININ ECNEBİ OLUŞLARINI DA ES GEÇTİK.

M.Ali

5 Aralık 2022 13:58

Allah razı olsun Abdülhamid han dan hem dünya ticaretini, iç ticareti iyi biliyormuş sultanımız.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle