--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Demokrasi hep katillerin işine mi yarar?

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

D

emokrasi denilen katillerin sığınağı sistemin, ne zaman başımıza musallat olduğunu kesin olarak bilemiyorum.

Yakın tarih itibariyle Tanzimat’tan bu yana gözüküyor. Tanzimat ve Meşrutiyet hareketleri, millet ve devlet olarak büyük çınarın gövdesine indirilen bir darbeydi.

“Demokrasi” diye diye yıllardır bize kendi elimizle beslettirilen teröristlere, ev sahipliği yapan Avrupalı katil devletlerdeki demokrasi anlayışından iki örneği hatırlayalım.

Eğer kendi canları yanarsa, kimsenin gözyaşına bakmadan her çeşit önlemi alabiliyor ve bunu da dünyaya terörle mücadele olarak kabul ettiriyorlar.

Oysa yeryüzünün en büyük terörist devletleri, ABD başta olmak üzere, Avrupa ülkeleri değil midir? ABD ve Avrupa, kendilerine karşı işlenmiş hangi terör olayında karşılarına “insan hakları”, “demokratlık” ve “demokrasi” gibi unsurlar çıkmaktadır?

Mesela hangi örgüt tarafından yapıldığı belli olmayan ikiz kulelerin uçurulmasına müteakip, bütün dünyada en ağır faturayı hangi ülkeler ödemiştir?

Öte yandan; Fransa’da geçtiğimiz 2015 yılında bir dergiye yapılan saldırıda, 11 kişinin ölümünden sonra dünya liderlerinin Paris’te bir araya gelerek, terörü lanetlemesinden sonra en büyük zararı hangi ülkeler görmüştür?

Bugün ülkemiz başta olmak üzere, bütün bir İslam dünyasındaki (İran hariç, İran onlardan birisidir) terör örgütlerini; para, silah ve koruma olarak ABD ve Avrupa ülkeleri yapmıyor mu?

Şimdi başlıktaki soruyu soralım:

“Demokrasi, katilleri koruma kulübü müdür? Yahut “Demokrasi, terör örgütlerinin rahatça terör yapabilmeleri için bir sığınak mıdır”?

Ey devletimizi yönetenler!

Demokrasiden, uluslararası insan haklarından, hukuktan, anlaşmalardan, hele hele katil AB’den bir beklentimiz zaten hiç olmamıştır.

Terörle mücadelede kesin ve keskin kararlar almanızı önleyen ne kadar zorluklarınız varsa, bunların hiçbirisi maddi-manevi kayıplarımıza çare değildir.

Milletimizin büyük ekseriyeti arkanızda iken AK Parti ve MHP olarak önünüzde hiçbir engeliniz yoktur.

Var olduğunu iddia edecek olanlar, tuzu kuru ve uçan halıdan Türkiye’yi gözetleyen hain kimselerdir.

Hükümetten ve siyasilerden sık sık terörle ilgili açıklamalar duymaktan yorulduk. Seferberlik ilanı yerindedir ve harekete geçilmelidir.

Bu mesele başkalarının, (düşman başkalarının) ağzına bakılarak çözülmeyeceğini pekâlâ sizler bilmektesinizdir.

Madem bir devletiz, kimseye karşı boynumuzu bükmeden devlet olarak devletliğimizi yapmakla yükümlüyüzdür.

Sözü Necip Fazıl’ın, Avrupalılaşmayı anlatan şu veciz ifadeleriyle bitirelim.

“Tanzimat’tan bu yana basamak basamak devam eden üstünkörü taklit ruhu, teftişsiz ve murakabesiz Avrupalılaşma gayreti, çıkartma kâğıdı mikyasında köksüz inkılaplar sevdası vs. büyük bir tarihi, içtimai, ruhi ve ahlaki çözülüşe yol açmıştır.

Bu sahte ruh ve zihin haletleri, (vaziyetleri) Meşrutiyet’ten itibaren her devirde kendi hiziplerini kurmuş ve hizipler marifetiyle bütün bir milleti tahakküm ve tegallüp (zorlama) altında inletmiştir”.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle