Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Tek Adam Yakıştırması
Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’a “Tek Adam” yakıştırmasında bulunmak, halkımıza karşı edepsizliğin dik alasıdır.
Başkan Erdoğan; “darbe, muhtıra, mafya, ABD, AB, İsrail ve Masonların” desteğiyle iş başına gelmemiştir. Haçlılar da bu yüzden kudurmaktadır.
Erdoğan’ı milletimiz hür iradesiyle seçmiştir. Halkımızın büyük ekseriyetinin seçtiği bir Cumhurbaşkanına “Tek Adam” benzetmesi vicdan yoksulluğudur.
Sadece Cumhurbaşkanı değil, TBMM’deki tüm milletvekilleri de halkımızın özgür iradesiyle seçilmişlerdir.
Millet iradesini hiçe sayan esas “Tek Adam” zihniyeti, şimdiye kadar silahların gölgesinde veya dış güçlerin şemsiyesi altında milletin ensesinde boza pişirenlerdir.
Lakin her zulmün bir sonu vardır. Ülkemizde de resmi ideoloji iflas etmiş, milletin ideolojisi iş başına gelmiştir.
“Devletin sahibi millettir” diyen Cumhurbaşkanı, “Önce millet sonra devlet” ideolojisinin lideridir ve arkasında büyük bir halk desteği vardır.
•
Son on beş yıldır “Tek Adam” sultasından kurtulmaya çalışmaktayız ve 16 Nisan’dan sonra da tamamen kurtulacağımız için “Belki daha sonra unuturuz” diye “Tek Adam” nasıl olunurmuş geçmişten örnekler verelim.
TBMM’nin II. devresinden 2000’li yıllara kadar olan dönemlere baktığımızda TBMM’nin en gediklilerinin “Tek Adam İnönü’nün” adamları olduğu görülür.
14 Mayıs 1950 tarihi, Türkiye’de “Tek Adam” zulmünün sona erdiği gündür. Bu tarihten itibaren milletimiz kıyamete kadar CHP zihniyetine “Dur” “Yeter”, demiştir.
Bu tarihten itibaren defalarca milletin hür iradesinin önü kesilmeye kalkılmışsa da türlü kayıplara rağmen sonunda halkımız kazanmıştır.
“Tek Adam” özlemi içerisinde yaşayıp milletimiz üzerinde baskı kurmak isteyenlerin, sonlarını hep birlikte görmüşüzdür.
Allah aşkına hangisinin adı; “iyilikle anılmakta ve hatırlanmaktadır”? Geçelim.
•
“Tek Adam” ve partisi nasıl olurmuş kaynaklardan aktaralım.
“1939-1950 yılları arasında CHP’nin toplumsal tabanını oluşturan ve ideolojisini tespit eden kesim, “asker-sivil-bürokrat” üçlüsüdür.
Partinin lider kadrosu ve yönetimi ise büyük çoğunlukla bürokratlardan oluşmuştur. Nitekim CHP’nin toplumumuzda ‘bürokrasi partisi’ olarak tanımlanması bu özelliğinden kaynaklanmaktadır.
CHP bürokrasizmi ve yöneticilerinin halka tepeden bakması, geniş halk kesimlerinin bu partide temsil edilmelerine imkân vermemiştir.
CHP halktan uzak olduğu kadar halkın üzerinde de ‘ceberut devlet’ anlayışını hâkim kılmıştır. O yılları yaşayan vicdanlı kalemler, CHP’nin tek adamlığını şöyle anlatırlar.
“Milli Şef yıllarında Türkiye’de yönetici ve memur kesimi halka yukarıdan bakan, halkın meselelerine sahip çıkmayan, geniş halk kesimlerinin menfaatlerini kendi şahsi menfaatlerinin altında gören bir idarenin temsilcileri olmuşlardır.
CHP mantalitesinde, hükümet milletin efendisi, millet hükümetin hizmetkârı görülmüş, milletin reyine itibar edilmemiştir. Ferdin hakkı hükümete, hükümetin hakkı hükümete” anlayışı sürmüştür”.
•
Evet, Başkan Erdoğan’la birlikte ise “devlet milletin hizmetine girmiştir”. Ortalama zekâya sahip her insan bu farkı görebilir.







