Coğrafya ve tarih şuuru
Geçtiğimiz günlerde dost hatırına bir mülakata katıldım. Yönetici arkadaşım, iş yerine tarih ve coğrafya eğitimi almış üniversite mezunları arıyordu.
Müracaat eden ilgililer olmuş. Benden de mülakatta sorular sormamı istedi. “Olur” deyip, tarih ve coğrafya üzerine üniversitelerimizin neler öğrettiğine baktık.
Sadece “Vah memleketim vah” diyeyim de gerisini siz anlayın. İlköğrenim öğrencilerinin bileceği sorulara “anımsayamadım” cevaplarını aldıkça mideme kramplar girdi.
Hakikaten eğitim sistemimiz, özellikle “yerli ve milli meselelerde” yerlerde sürünüyor. Yalnız haklarını yemeyelim, Batılı ülkelere dair sorulara şakır şakır cevaplar aldık.
Dünyanın hangi ülkesi olursa olsun, eğer bir ülkede, “Coğrafya ve Tarih Şuuru” toplumun bütününe aşılanamıyorsa, orada ciddi problemler var demektir.
Bir milleti millet yapan, vatan edindiği coğrafyasıdır. Hatırlayanlar olacaktır belki şu sözü birkaç defa yazmışımdır.
“Coğrafyasını bilmeyenlerin tarihini başkaları yazar”. Bugün Ortadoğu’nun haritasını İngilizler çizmiştir.
Ellerinden gelseydi bizim vatan edindiğimiz coğrafyamızı da İngilizler, Fransızlar ve diğerleri çizecek ve nerede nasıl yaşayacağımızı tayin edeceklerdi.
Bunun için nice mücadeleler verdiler. İşte en yakını Çanakkale ve İstiklal Mücadelemizdir. Bugün de büyük bela ABD, içeride ve sınırlarımızda terör örgütlerini besleyerek aynı şeyi yapmaya çalışmaktadır.
Dert çok, derman az. Az dermanı da kim nereden nasıl sunacak veya kim nereden nasıl bulacak onu da bilmiyorum.
Umarız ki bu konuda devletimiz, milli eğitimimiz, üniversitelerimiz dermanları çoğaltır. Geçelim.
•
Rahmetli Remzi Oğuz Arık’ın “Coğrafyadan Vatana” isimli önemli bir eseri vardır. Şimdi o eserden bazı bölümler sunmak istiyorum.
“Vatan, alelade bir toprak parçası değildir. Hakiki kimliğini üstünde yaşadığı insanlardan, onların eserlerinden alır… Hürriyetsiz vatan insana zindan olur.
Vatan, insanların bu topraklar üzerinde verdiği mücadelenin hikâyesi olan tarihten ayrı da düşünülemez. Müşterek tarih toplumları millet yapar…
Yaşanılan acı tatlı hatıralar bir potadan eriyip dökülerek coğrafyayı vatan yapar. Toprak çiğnene çiğnene vatan olur. Milliyet fikrinin doğuşu bir vatanla başlar.
Coğrafyamız her yandan o kadar çok düşmanla rakiple sarılmıştır ki felaketler arasında durmadan bilendik.
Bir toprağın coğrafyadan vatana yükselişi, kaç milyon faciaya, acıya, hatıraya mal olmuştur. Çocuğun doğarken kaç kere anasını öldürüp, dirilttiği gibi, coğrafya da vatan olurken üstündeki milleti öldürüp, öldürüp diriltir”.
•
Ezcümle:
İnsana vatanı için can verdiren inancıdır, inancına bağlı değer yargılarıdır. Hele bizde vatana sahip çıkmak iman derecesiyle ölçülmektedir.
Millet olarak vatan ve coğrafya ülkümüz, bağlılığımız, sadakatimiz, diğer milletlerinkine asla benzemez. Milletimiz için vatan edindiğimiz coğrafyamız çok azizdir.
Bugün elimizden çıkan ve vatanımız olmayan eski coğrafyalarımız bile manevi olarak bize ait olarak yaşar. Adına gönül coğrafyamız dememiz bundandır.







