CHP kıyamete kadar kaçacaktır
CHP, geçmişinin bütününde olduğu gibi millete ve devlete dair, iyi olan ne varsa kıyamete kadar kaçacaktır.
Halep kalmadı ama arşın, TBMM’nin zabıtlarında durmaktadır.
Allah’ını seven, Peygamberini bilen, Hakk’tan, hukuktan yana olan her kim, “I. Dönemden, 26. Döneme” kadar, Meclis zabıtlarını okursa, bu zihniyetin devletin ve milletin hayrına ne varsa muhalefet ettiklerini görecektir.
Kıyamete kadar milletten kaçmak CHP’nin kaderidir. Kendilerine bu kaçışı kader edinmişlerdir. Hem de severek ve isteyerek.
Ülkedeki varlıklarını kaçışlarına borçludurlar. Bize göre “girdap”, onlara göre ise “hayat mayat” meselesi olan bu halleri, vazgeçemedikleri kutsallarındandır. Geçelim.
•
Bugünkü TBMM tablosundan nasıl bir anayasa çıkacağı aklıselim sahibi her insanın az çok tahmin edeceği bir durumdur.
Nasıl bir anayasa? Elbet yerli ve milli bir anayasa. Çünkü TBMM’de çoğunluk yerli ve milli insanlardan oluşmaktadır.
TBMM Başkanımız İsmail Kahraman daha ilk günden nasıl bir anayasa olması gerektiğini hem meclisle hem milletimizle paylaşmıştı. Söylediklerini hatırlayalım:
•
“Demokratik bir anayasanın yapılması, diğer kanunlarda gerekli değişikliklerin yapılmasının önünü açacaktır.
Türkiye’nin ithal ve taklit olmayan, toplumun ruh köküne ve manevi-milli değerlerine uygun, toplumla uzlaşan, şahsa bağlı olmayan yeni bir anayasa yapılmalıdır.
Bu anayasa, bence başkanlık sistemine dayalı bir anayasa olmalıdır. Geleceğin büyük Türkiye’sini inşa edecek, yalın, sürekli değişiklik yapılmasını gerektirmeyen, kalıcı nitelikte yeni bir anayasaya ihtiyacı bulunmaktadır.
Hareket noktamız ve hedefimiz; millet, devlet dayanışması olmalıdır. Türkiye’nin toplumsal kutuplaşmayı önleyecek, milletçe birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek yeni bir anayasaya ihtiyacı bulunduğu kesindir.
Günümüzün ihtiyaçlarına cevap verecek bir anayasa düzeni, köklü bir değişiklikle ve yeni bir anayasanın kabulü ile mümkün olabilecektir”.
•
Şimdi böyle bir tarifi; vatanını, milletini, bayrağını, dinini seven hangi normal bir insan reddedebilir?
Merhum Eşref Edib’in, “Din ve CHP” adlı eserinde ve Sebilürreşad Dergisi’nin 3 Haziran 1948 tarihli nüshasında yazdığı, “Onlar için hidayet kapıları kapalıdır” başlığı yerini buluyor.
İşte bu sebeple millet ve devlet hesabına ne varsa, CHP kıyamete kadar kaçacaktır. Kıyamet sonrası kaçacak bir yer var mı bilemem ama girilecek yerler olduğunu biliyorum.
Gerçi diyeceksiniz ki, “Mahşer gününe inananlar böyle yapar mı? Bu soruyu, CHP’nin ünlü isimlerinden Saraçoğlu’nun sözleriyle cevaplandıralım.
Saraçoğlu kendi devirlerinde, dini ve milli müesseselerin kapatılmasına dair partisinin başarısıyla övünürken şunları kaydediyor:
“Otuz sene daha işi böyle sürükleyebilirsek, din meselesini tamamıyla bertaraf etmiş oluruz”.
Yalnız şurası bir hakikattir ki, malum bu güruhtan hem bu dünyada hem öteki âlemde; “ilim, tarih, hakikat ve millet” davacı olacaktır. Hiçbir kaçış sonsuz değildir.







