--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Celaleddin Ökten Hoca ve İHL 1

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

CHP’nin, memleketin dini ve milli tüm meselelerinin üzerinden silindir gibi geçtiği 1940’lı yıllar ve devamı.

Köylerde cenazeler yıkanmadan ve namazı kılınmadan defnediliyor, şehirlerde ise yıkanması ve namazının kılınması suç teşkil ediyordu.

Şimdi ise CHP zihniyeti, yaptığı zulümlerin bedelini bir daha bu topraklarda iktidar olmamak üzere debelenmekle geçirmektedir.

Celal hocamızın ruhaniyetinden özür dileyerek CHP’nin bugününden de bir örnek verelim.

Salı günü grup toplantısında ilgili partinin ilgili kişisi konuşuyor ve diyor ki:

“15 Temmuz şehitlerinin yakınları askerlik yapmayacakmış, peki diğer şehitlerin yakınları ne olacak”?

Oysa zaten diğer polis ve asker şehitlerimizin yakınları askerlikten muaftı, 15 Temmuz şehitlerimizin çocukları da aynı kapsama alınmıştı.

Bu nasıl bir insaf ve insanlıktır? Bunlardan sadece insanlar değil, coğrafyamızda ne kadar canlı varlık varsa hepsi şikâyetçi olacaktır. Geçelim.

¥

Merhum Celaleddin Ökten hocamızın, CHP zihniyetinin memleketi ve milleti tarumar ettiği yılların tamiri için Demokrat Parti iktidarının ilk senesindeki anılarına dönelim. 

Milletin imanını yıkayan, koruyan Mustafa Sabri Efendiler, Hamdi Efendiler, Naim Beyler, Akif Beyler, Ferid Beyler, İzmirli İsmail Hakkı Beyler gitmişti.

Memleketin imanı gidiyordu. Memleket, sade cehaletin değil, küfrün silindiri altında eziliyor, eriyordu…

Ne yapıp edip, bir İmam Hatip Okulu’nun açılmasına arkadaşlarla karar verdik. Elimde baston, rahatsız halimle trene bindim, Ankara’ya gittim.

O günün maarif vekili olan Tevfik İleri merhum talebelerimdendi. Terbiyeli bir talebeydi. Beni unutmamıştı.

Daha önce de onun tavassutu ile Başbakan Adnan Menderes’in oğullarına Kur’an-ı Kerim okutmak, dini bilgiler öğretmek için beni tayin etmişlerdi. O işin de amili Tevfik İleri Bey’di.

Adnan Bey’in oğullarının İstanbul’da olduğu günlerde Hariciye Vekili Fatin Rüştü Zorlu’nun evine gider, çocuklara ders verirdim.

¥

Tevfik İleri ile daha önce konuşmuştum. ‘Hocam Ankara’ya gelin. Ümit ederim ki, inşallah bu İmam Hatip kararını çıkarırız’ demişti.

Ankara’da bir otelde kaldım. Günler geçiyor, Tevfik İleri’nin verdiği emirler, Talim Terbiye Dairesinden bir türlü çıkmıyor. Bekle bekle bir ses yok.

Tevfik İleri’nin talebem olması, ‘gelin’ demesi bana güç vermişti. Fakat işin bu kadar zor olacağı: Masonların, Dönmelerin bakanı dahi dinlemeyecekleri hesapta yoktu.

Bir ay uzayacağını ise hiç beklemiyordum. Nihayet bir gün müdür dedi ki:

‘Mevzuat, kanunlar müsaade etmiyor. Bunun için Tevhid-i Tedrisat kanunun değişmesi lazımdır. Bu kanun ile İmam Hatip Mektepleri kapatılmış; o günden bugüne, buna dair bir kanun da çıkmamış…

Karar bizim salahiyetimiz dışındadır. Parlamentodan bir kanun çıkması lazım. Biz böyle bir izin veremeyiz’, diyor direniyordu”.

¥

Mücadele bitmedi yarına devam.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle