Camiler Haftası
Diyanet İşleri Başkanlığı’nca her yıl 1-7 Ekim tarihleri arası “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanıyor. Bu haftanın içerisindeyiz.
İcrasına başlandığı sene 1986 yılıydı ve adı “Camiler Haftası” idi. 2003 yılında “Din Görevlileri” kısmı ilave edildi.
“Camiler Haftası” Tayyar Altıkulaç hocamızın emekliye ayrılmadan önceki son icraatıydı.
Camilerin her daim temizliği ve irşat hizmetleriyle birlikte, camileri bütün toplumun sahiplenmesi hususunda faaliyetler yapılmasıydı.
Camilerimiz topraklarımızın mührü, kaleleri ve sahipleridir. Bu mühre ve kalelere husumet besleyen yahut fitne-fesat müessesesi olarak kullanan kişi ya da kişiler, Müslüman milletimiz nezdinde din düşmanı olarak görülürler.
28 Şubat döneminin azılılarından birisi, bir gazetede İstanbul’un resmini yayınlatmış, camilerin minarelerini sildirmiş ve “Böyle bir İstanbul özlüyoruz” diye manşet attırmıştı.
Bir başkası da Ankara’dan İstanbul’a gelirken, Gerede’nin başlangıcından Bolu’ya kadar olan kısımda camilerimizin minareleri, tapu ve kale olarak her mümine selam durur.
O güzergâhtan her geçtiğinde; “Şu minarelerin yıkıldığını görmek istiyorum” dermiş. Neyse esas söyleyeceklerim bunlar değildi lafı uzattık. Geçelim.
•
Camiler Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş hoca ile cami gezmeyi seven birisi olarak farklı bir hususu paylaşacaktım.
Özellikle kırsal bölgelerimizdeki camiler cemaat öksüzlüğü çekmektedir. Din görevlileri camiye gelenlere karşı vazifelerini yapmakla yükümlüler ve yapmaktadırlar.
Pek çok ilimizde, ilçemizde emekli müftülerimiz, vaizlerimiz ve imamlarımız var. Bu hocalar içerisinden dünyevi beklentisi ve harcırah beklentisi olmayan, Allah rızası için irşat hizmetlerini yapabilecek güçte olan hocalarımızın ulaşım hizmetleri karşılanarak, kırsal bölgelerdeki camilere haftanın iki veya üç günü sohbet amaçlı görevlendirilemez mi?
Eminim pek çok hocamız bu hususu seve seve yapacak ve katılacaktır. Camileri gezecek olan emekli hocalarımız kapı cami avlusu ve kahvehanelerde bile insanlarımızla sohbet etseler yeter.
Daha fazlasını söyleyeceğim de yazıyı sadece iyi niyetli kimseler okumuyor ki, zındıklarla türevleri; “Nasıl bir fitne yayabiliriz” diye “baktıkları” için üstünkörü geçiyorum.
•
Özellikle köylerimiz ve ilçelerimizde irşat hizmetlerine çok ihtiyaç var. Akıl vermek gibi olmasın ama müftülüklerimizin hemen hepsinde Diyanet Vakfı’nın araçları mevcuttur. Bu araçlarla ulaşım rahatlıkla sağlanabilir.
Yine köydeki camilere, evlere, ücretsiz dergiler ve kitaplar dağıtılabilir ve illa cami şart değil, köy meydanlarında, köy odalarında veya benzeri mekânlarda Diyanet İşleri Başkanlığı adına ziyaretler yapılabilir. Özellikle hanım din görevlilerine ihtiyaç çok fazla.
Hatırladığım kadarıyla “Camiler Haftasının” ilan ediliş gayelerinden birisi böyle hizmetlerdi ama yapılamamakta.
•
Ezcümle:
Ali hocam, elbet masanızda bu ve benzeri hususlara dair program ve raporlar vardır ama içeriden bakanlar, dışarıdan bakanlar kadar meseleyi net göremezler. Bunlar üçüncü göz tespitidir vesselam.







