Bütün Boyutlarıyla Din Sempozyumu
Yarın Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde kıymetli bir sempozyum var.
Kur’an Çalışmaları Vakfı’nın düzenlediği sempozyumda, Kur’an-ı Kerim ışığında bütün boyutlarıyla Dinimiz İslam konuşulacak.
Sempozyumun açılış konuşmalarını TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez yapacaklar.
Kur’an Çalışmaları Vakfı ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin ortaklaşa düzenlediği sempozyumda, mevzunun ehliyetli insanları dört ayrı oturumda düşüncelerini paylaşacaklar.
•
Hepimiz biliriz ki, “Kur’an hayat kitabıdır”. Lakin bildiğimizle kalırız. İş amel etmeye gelince pek ortalıklarda görünmeyiz.
Bunu şunun için söylerim. Kur’an-ı Kerim’in bir hayat kitabı olduğunu bilmek yetmiyor. “O ne diyor, biz ne anlıyoruz” sorusunun cevabını bulup, hayatımızın nerelerinde var, nerelerinde yok, onu araştırmalıyız.
Yarın ki sempozyumun ağırlıklı noktasının, bu soruların cevabı olacak kanaatindeyim.
•
İlk emir “Oku”, Rasulullah (s.a.v)’e bir emanetti. O da emanete sahip çıktı ve hemen okuma yazma seferberliği başlattı.
“Büyük Cihad” diye isimlendirdiği ve “nefse karşı cihadın, ancak okuyarak, anlayarak ve idrak ederek mümkün olabileceğini” beyan etti.
Merhum Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı hocamızın ifadesiyle Kur’an-ı Kerim, insanları maddenin ağır yükü altında ezilmekten kurtaran bir hayat kitabıdır.
Nefsimizle mücadele edebilmek için hayat kitabını sadece okumak değil, esas olan hayatımıza dâhil ederek, onun ışığı altında yürüyebilmektir.
Aksakallarımız derler ki: “Bir meclise, söz emanetini taşıyan, anlatan, yaşayan birisi gelince oradakilere sükût etmek düşer”.
Ben de sükût edip, söz emanetini hayatı boyunca muhafaza eden Abdurrahman Şeref hocamıza bırakayım:
•
“Kur’an-ı Kerim; insanları geçici nimetlerden baki lezzetlere ulaştıran; seraplar ülkesinden mana ve hakikatler âlemine kavuşturan, ölümlü dünyanın karanlık geçidinden, ölümsüz ahiret yurdunun nur baharına çıkaran, hicran acılarından Allah vuslatına erdiren mübarek bir kitaptır.
Çözülmez meçhullerin karanlığında kalmışlara, karışık felsefelerin buhranlarına dalmışlara, hayat lezzetleriyle ölüm acıları arasında bunalmışlara; ilahi ilmin ışık saltanatını aksettiren Kur’an seması altında toplanmaktan başka kurtuluş çaresi ve saadet yolu yoktur.
Hakikat aşkını taşıyanlara vuslat kucağı Kur’an’dır ki, gölgesinde sekiz cennetin safa baharı tüllenmekte; ebedi bir çiçek bayramı gülümsemektedir.
•
“Kur’an bir ebediyet haritasıdır, onu alaka ile takip edemeyenler, ölüm ötesinde gizli bulunan büyük istikbal coğrafyası hakkında kat’i bir bilgiye asla sahip olamazlar.
Kur’an mahrumları, insanlığın en çok acınacak hayat ve saadet öksüzleridir. Kur’an’ın sadece sesini dinlemek, hakikat haritasını gözden geçirmek kâfi değildir.
Onun ebediyeti ve ahiret hayatını gaye tutan akışlarına fiilen katılmak lazımdır. Hayat ve ölüm derslerini, Kur’an’dan başka hangi hakikat kürsüsünden dinlemek mümkündür?
Evet, ebedi âlemin kapısından içeri rahatça girebilmek için Kur’an’a fiilen katılmalı.







