Bundan yirmi yıl önce
Yirmi yaş ve altı gençler hariç, yirmi ve üzeri yaştakiler şöyle hafızalarını yoklayarak 20 yıl öncesinin Türkiye’sine bir yolculuk etseler acaba neler hatırlarlar.
Tabii bu yolculuğu etmek için öncelikle kişinin kendisini vatanımıza, devletimize- milletimize-dinimize-bayrağımıza ait hissetmesi ve sahibi olduğuna inanması gerekir.
Şahsımın da zaten muhatabı böyle düşünenleredir. Aksini savunan veya sahiplenenlere bir sözümüz olamaz çünkü ne demek istediğimizi idrak edemeyebilirler.
Dilimizi bilmeyenlere anlatmış gibi bir şey olur ki, niye kafalarını anlamayacakları şeylerle dolduralım da yazık edelim.
Malum bundan yirmi yıl ve daha öncesinde de Haçlı Batı’nın kedinin fare ile oynadığı ve oynattığı bir ülkeydik.
IMF ve Batı, besledikleri her türden terör örgütleriyle devletimizle-milletimizle- bayrağımızla-dini milli değer yargılarımızla canlarının istediği gibi halay çekmekteydi.
“Özal gitsin de ne olursa olsun” diyen vesayetçilerle terör ve mafyanın, memleketi içten çökertmesi, siyaseti çaputa çevirmeleriyle, 1990’dan itibaren çok kötü bir afetin içine sürüklenmiştik.
Aklı erenler hatırlayacaklardır. “Özal gitsin de ne olursa olsun” diyenlerin bedelini, milli iradenin tesisiyle Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın iş başına geçtiği 2003 yılına kadar çok ağır faturalarla ödedik.
Bugün ise Batı koordineli altılı masa başta olmak üzere, “Özal gitsin de ne olursa olsun” oyununu tekrar sahneye sürdüler. Tek fark, oyunun aynı, aktörlerin değişik olması!
Bu seferki aktörlerin içerisine dini kamuflajlı tiplerle, dine düşmanlığını gizleyen tipler girerek yazılanları sahnelemekteler.
Bilmedikleri yahut gözlerinin dönmüşlüğünden göremedikleri bir gerçek var ki, artık Türkiye eski Türkiye değil. Dünya devleriyle boy ölçüşen bir Türkiye’miz var Elhamdülillah.
•
Ülkemizin istikrarına, bekasına, gelişmesine ve dünya devleriyle yarışmasına karşı iç ve dış mihraklar, oluşturdukları propaganda malzemeleriyle, devletimizi ve milletimizi hafıza kaybına uğratmak istemekteler.
Bildikleri halde yıkmaya çalıştıkları milli şuur mayalı ortak değerlerimiz olan; vatanımızın-milletimizin ve dini-milli mefkûremizin muhafazası, toplumumuz nezdinde bir inanç ve ahlak meselesidir.
İşte Batı ve yandaşları, bu değer yargılarını tamamen yok etmeden iktidara gelemeyeceklerini pek âlâ bildikleri için denize düşmüş gibi her şeye sarılmaktalar.
Oysa milletimizin hafızasından silinmeyen, silinmesi de imkânsız olan gerçek şudur: Müslüman kaldığımız müddetçe Batının bize olan düşmanlığı asla bitmeyecektir.
Batılı devletlerin ve onlara sığınan içeridekilerin siyaset, medya, sanat ve çeşitli bahanelerle ülkemize ektikleri nifak tohumları, geçmişte olduğu gibi tesir etmeyecektir.
Siyasi tarihimizde yamalı bohça ittifakların hiçbirisi başarılı olamamış, sadece memleketimizin ve milletimizin yeraltı ve üstü kaynakları Batıya peşkeş çekilmiştir.
•
Ezcümle:
Bu sebeple hafızalarımızı tazeleyelim ve unuttuklarımızı geri çağıralım. Yeryüzünde kendi devletini kendi kuran tek millet olarak topraklarımızdaki bekanın kıyamete dek süreceğine inanalım ve bilelim.







