Bu Toprakların Valisi Böyle Olmalı
Bu vatanın, bu toprakların bu devletin, bu milletin valisi böyle olmalı. Burdur Valisi Ali Arslantaş gibi.
Valimizin “Camiler Haftası” münasebetiyle Burdur Müftülüğünce düzenlenen programdaki konuşmasına özetle yer vermek istiyorum.
Hamdolsun nereden nereye geldik.
•
“Çok hızlı bir dönüşümün yaşandığı ve sınırsız bir tüketim güdüsüyle hareket eden insanların şekillendirdiği bir dünyada, bizi biz yapan değerlerimizi kaybetmemek ve torunlarımıza bırakacağımız mirasın beton yığınlardan ziyade, insan duyarlılığını taşıyan sanat eserleri olması için eskisinden çok daha yoğun bir çaba göstermek mecburiyetindeyiz.
Bugün yerleşim yerleri, değerleriyle kendi kimliklerini kazanırlar. Çünkü geçmişi olmayan bir şehir, bir belde, belleğini yitirmiş insana benzer.
Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar ecdadımızın ortaya koyduğu; zarif, vakur, heybetli ve abidevi eserlerin, sanat tarihine yaptıkları paha biçilmez katkıları vardır.
Kendi kültürünü, tarihini koruyamayan ve yaşatmayan toplumlar, gelişen uygarlıkları yakalayamazlar.
Tarihi süreç içerisindeki kimliğimizi ve medeniyetimizi oluşturan değerlerimizi bugün tekrar hayatın içerisine çekerek yaşanılır kılmayı amaçlayan Valiliğimiz, ata yadigârı ve mirası olan birçok tarihi eseri korumak, yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak ve tanıtmak amacıyla kapsamlı ve programlı çalışmalarını sürdürmektedir.
Mimari ve ilmi dehanın yanı sıra, gönül ve ruh zenginliğini de yansıtan vakıf eserlerinin ihyası konusunda özellikle son yıllarda Valiliğimiz ve Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün yürüttüğü çalışmalar sonucunda bir çok camimizin restorasyon çalışması yapılmıştır.
Camilerin dinimizde ayrı bir yeri vardır. Dinimizde camiler sadece Allah’a ibadet edilen yerler değil, aynı zamanda birer kültür, eğitim ve sağlık müessesesidir.
Bu manada toplumun hizmet aldığı her yere elimizden geldiği sürece yasal çerçevede destek vermeye gayret ediyoruz.
Başta eğitim kurumlarımız, sağlık teşkilatlarımız, ibadethanelerimiz her zaman bizim hizmet noktasında en önde tuttuğumuz yerlerdir. Camilerimiz ve ezanlarımız aynı zamanda hürriyet ve istikbalimizin birer sembolüdürler.
Camiler; İslâm tarihi boyunca, insanlık için önemli hizmetler görmüş, İslâm dinini anlatma, öğretme ve dünyaya yayma hizmeti camiden başlamıştır.
Hz. Peygamber döneminden itibaren camiler, dini ve dünyevi işlerin konuşulduğu, eğitim öğretimin yapılıp ilim halkalarının kurulduğu, askeri işlerin görüşüldüğü ve elçilerin kabul edildiği mekânlar olmuştur.
Bugün de camilerimizi inşa ederken bu fonksiyonları yerine getirebilecek kütüphane, derslikler, sohbet odaları ve aşevi gibi unsuruyla, milletimizin acı-tatlı zamanlarına ev sahipliği yapabilecek, dertlerini-sevinçlerini paylaşabilecekleri sosyal müesseseler olarak inşa edilmesine özen gösterilmelidir.
Camiler rütbe ve makamın anlamını ortadan kaldırıp herkesi aynı safta yan yana getiren, kardeşlik duygularını pekiştiren, vatan sevgisinin milli bütünlüğün telkin edildiği, şehitlik ve gazilik ruhunun benliğimize nakşedildiği, çalışmanın, güzel ahlakın işlendiği dini ve milli kültür ocağımızdır.
Vatanımızın aidiyet vesikaları yani tapu belgeleridir”.







