Biz niye biz olamıyoruz!
“Henüz doğmamış çocuklara, kadınlara ve erkeklere kadar on binlerce insanın katillerinden elbette hesap sorulacaktır.
Neredeyse bir asırdır hastalıklı bir fanatizm uğruna milyonlarca insanın maruz kaldığı zulmün hesabı elbette görülecektir.
Bu zalimlere verdikleri destekle aynı suça ortak olanlar, önce insanlık vicdanında, ardından tarih önünde mutlaka yargılanacaktır”. Cumhurbaşkanı Erdoğan.
•
Cumhurbaşkanımızın şu sözlerini edebilen bir tek Müslüman ülke lideri yahut ileri geleni niye yok? Müslüman âleminden niye şöyle güçlü, gürül gürül sesler çıkmıyor?
Yazının başlığında; “Biz niye biz olamıyoruz” derken sadece bizi kastetmedim, bütün bir İslam âlemi için sormaktayım. Gerçekten “Biz niye biz olamıyoruz”?
Hâlbuki diğer inançlara göre kitabımız bir, dinimiz bir, Allah’ımız bir, kitabımız bir, Peygamberimiz bir, kitabımız bir. Niye ‘Bir’de birleşemiyoruz?
Sanırım bu soruyu kime sorsak elbet vereceği bir cevap vardır ve cevapların hepsi de benim gibi aynaya bakmadan karşımızdakileri suçlama yönünde olacaktır.
Çünkü günümüzde yapılan en iyi savunma, kendi kilomuzu-boyumuzu ölçüp-biçmeden, karşımızdakileri bilgece suçlayarak; “Ben haklıyım, bakalım dediklerime ne zaman gelecekler” diye beklemektir.
•
Büyük Şeytan Amerika ve Avrupa’nın terörist İsrail’e verdiği destekler, insanlığın yüzkarası sıfatını çok öte geçmiştir.
Allah’ın, meleklerin, insanların lanetine uğrasınlar, asla affedilmeyecek savuş suçu işledikleri kesin olduğu halde İslam dünyasının icraata geçmeyen suskunluğu anlaşılır değil.
Gerçi ülkemizde de durum çok farklı sayılmaz. Maalesef, “biz de biz olabilme” gücünü tam sağlayabilmiş değiliz.
Eğer bir kimse; “Elhamdülillah ben Müslümanım” diyebiliyorsa; bu kişi, “özgür iradesiyle” söylüyor demektir.
İradesini özgürleştirmiş bir Mümin, inandığı ve iman ettiği hususlarda Allah’tan başkasına iradesini teslim etmeyen insan demektir.
Gelin görün ki, Filistin davasına sahip çıkan veya çıktığını deklare eden, daha deklare ederken bile Müslüman olmanın gereği birlik ve beraberliğe gölge düşürerek açıklama yapan çeşitli kesimler yahut kimseler, iradelerini haktan yana, haklıdan yana, haklıların sesini bütün dünyaya haykıranlarla bir ve beraber hareket etmekten imtina edebilmekteler.
•
İşte bu yüzden “Biz niye biz olamıyoruz” diye soruyorum. Yarın ruz-i mahşerde hesap verirken; “Beni sorgulayamazsınız, ben irademi falana vermiştim, onun dediklerini yaptım, ona uydum ona sorun mu” diyeceğiz.
Allah razı olsun, Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca ve hükümetimiz, elinden geleni yapıyor ve gözlerini kırpmadan, cesur şekilde her şeyi göğüslüyorlar.
Ezcümle:
Cumhuriyet tarihi böyle bir irade, idare ve hükümet görmedi. Geçmişte olduğu gibi İsrail, Amerika ve Avrupa’nın kuklası olan hükümetler yok artık.
Allah bu imkânı bir ve beraber olmamız için nasip etti. Böyle büyük bir nasibi elimizin tersine itmenin bedelini ağır öderiz.







