Bir Var İmiş Bir Yoğu İmiş
Hayat da öyle değil mi? Bir bakıyoruz varız, bir -bakamıyoruz-! Bakamayız, çünkü yok olmuşuz. Geçici olan bu dünyadan sonu olmayan ebedi âleme göçmüşüz.
İnsanoğlu var olma ile yok olma arasında bir seyyah gibidir. Gelen mutlaka gidiyor. Galiba esas olan, bu seyahatin nasıl yapılıp yapılmadığıdır.
“İnananlar” için seyahatin sonu ve ebediliği kolay. Zira seyahatlerini buna göre yapıp, elde edeceklerine ve umduklarına nail olabilmek için amellerini o doğrultuda işlerler.
“İnanmayanlara” bir şey diyemeyiz. Herkesin aklı-fikri-düşüncesi var. İnanmayanlar da inanmadıkları uğruna amellerini işlerler. Geçelim.
İnsan ile tababetten hayvanata kadar her canlı varlık, “bir var imiş bir yoğ imiş” düsturunca kendisine tahsis edilen ömrünü tamam eyler.
Bu hususta sözü fazla uzatırsak asıl meramımıza gelemeyebiliriz. En iyisi lafı kısa kesip, meselemizin esasına geçelim.
•
Bu hafta tanıtmaya gayret edeceğim iki eser bulunmakta. İkisi de İnsan Yayınlarına aittir. İlk eserin üst başlığı, “Bir Var İmiş Bir Yoğ İmiş”.
Menakıb-ı Kethüdâzâde el-Hac Mehmed Arif Efendinin hatıralarını, talebelerinden Emin Efendi tarafından kaleme almış.
Yayına hazırlayan isimler ise Hasan Gürkan ile Hür Mahmut Yücer.
Eserin içeriği o kadar zengin ki, kısa kısa yazılmış hatıratlar, Osmanlı toplumunun hemen her veçhesinden ilginç mevzular sunuyor. Bilgiyle merak sürekli yarış halinde.
•
İnsan Yayınlarından çıkan diğer eser ise “Hayat Nedir?” ismini taşıyor.
Kitabın müellifi, yetiştirdiği talebelerini Anadolu ile Avrupa’ya kadar gönderip, halkla bütünleştirerek bir medeniyet kurucusu olan Hoca Ahmed Yesevi’nin hocası, Hace Yusuf Hemedâni’dir.
Necdet Tosun, dilimize aktardığı “Hayat Nedir?” isimli eserin önsözünde şöyle diyor:
“Hicri 5 ve 6. asrın önde gelen mutasavvıflarından Hâce Yusuf Hemedâni hem şahsiyeti hem de Ahmed Yesevi ve Abdülhâlık Gucdüvâni gibi iki tarikat kurucusunun şeyhi olması itibariyle ilmi ve ameliyle güçlü bir şahsiyettir.
Önce Nizamiye Medresesinde iyi bir dini eğitim alan Yusuf Hemedâni, daha sonra tasavvuf yoluna yönelmiş, Ebu Ali Fârmedi gibi mutasavvıflardan manevi eğitimini tamamlamıştır.
Bugün Türkmenistan sınırları içinde kalan Merv şehrinde dergâhını kurmuş ise de sık sık farklı şehirlere seyahat ederek İslam’ı ve tasavvuf ahlakını yaymaya çalışmıştır.
İslam’ı anlatmak için çizmelerini giyip köy köy dolaşan Hemedâni, yetiştirdiği talebe ve müridleriyle Orta Asya’da önemli bir dini hizmet yürütmüştür.
Batınilerle ve diğer sapkın fırkalarla mücadele eden Selçuklu hükümdarı Sultan Sencer, istikamet ehli olan âlim ve sufileri desteklerken, Yusuf Hemedâni’nin dergâhına da büyük miktarda bağış yapmıştır.
Hayatın ne demek olduğunu anlamak isteyenler için harika bir eser.
•
Kitaplar hakkında:
İnsan Yayınları: 0212- 249 55 55
www.insanyayinlari.com.tr







