Bir Seçim Sathı Daha
Genel seçimlerin ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yorgunluğu geçmeden bir seçim sathı mahalline daha girdik.
Siyaset, “insan olma ve insan kalma” iradesinin kişideki tecellisidir. Bu tecelliyi kaybetmiş kimselerden siyasetçi olmaz.
Siyaset, “insan olma ve kalma” iradesini sahiplenerek ve yaşayarak, milletimize ve devletimize hizmet eden yöneticilerin yapabileceği ve yapması gereken iştir.
Hemen her şehirde partilerin adayları belli oldu. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde adayla birlikte partilerin desteklenmesi söz konusu iken, küçük şehirlerde oyların geneli partiden ziyade şahıslara verilmektedir.
İstanbul seçiminin gündemiyle, diğer illerin ve ilçelerin gündemi aynı değildir. Büyük şehirlerde adaylardan çok partiler ve partililere bakarak kararlar verilmektedir.
Parti yetkilileri bu gerçeği ne kadar önemser ve ne kadar geri plana atarlar bilemeyiz ama nasip olursa 31 Mart gecesi, 1 Nisan sabahı görebiliriz.
Mesela geçtiğimiz yerel seçimlerde, Ak Partinin kazanacağı yerlerde kaybetme sebebi, aday belirlemedeki yanlışlıklarıydı.
Bu yüzden bazı şehirlere yazık oldu. Şimdi şu il yahut ilçede şöyle oldu da sonuç böyle oldu demenin bir anlamı yok. Geçti gitti geçelim.
•
İnsana hizmet, şehre hizmeti şart kılar. Kötü yönetilen şehirlerdeki kusur, insana hizmeti kutsal saymayan yöneticilerin kimlik ve kişilikleriyle alakalıdır.
İnsana hizmeti biraz açalım. Bu husus; “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” felsefesi ve inancı çerçevesinde ele alınmalıdır.
Geçmiş senelerde olduğu gibi devlet ile millet arasında uçurumlar meydana getirerek, devleti sadece kendi çıkarları uğruna kullananlardan söz etmiyoruz.
Devlet ve millet arasındaki boşluk veya belirsizlik, ancak “vatandaşın” devre dışı bırakılmasıyla mümkündür.
Darbeler-kalkışmalar-muhtıralar-vesayetçiler, yıllarca seçimlere müdahale ederek, devlet-millet arasındaki uçurumu sürekli hale getirerek milletimize hizmeti engellemişlerdir.
O dönemlerde yapılan seçimlerin bir faydası olmamıştır. Halk iradesiyle işbaşına gelen hükümetler veya yerel yöneticiler, kendilerini seçenlere selam durmak yerine, zinde güçlere selam durmuş ve emirlerinden çıkamamışlardır.
Hamdolsun, son 20 yıldır böyle seçimlere şahitlik etmiyoruz. Geçmişte yaşananları bilmeyenler, şimdiki özgür seçimlere ambarlar dolusu laflar ederek cehaletlerini sergilemektedirler.
•
İnsanların yaşadıkları şehirlerde hizmet alma hakları vazgeçilmezdir. Bu hakkın yerine getirilmesi için yöneticilerini seçerler.
Bu hakların gaspı, milletimizle-devletimizin arasını açmakta ve şehirlere olan aidiyeti yok etmektedir. O şehirde tarihin, kültürün ve insanın hiçbir hükmü kalmaz.
Seçimlerde oy verilecek adayların şehirlerimize, devletimize, milletimize sahip çıkıp çıkmayacağı sıkı bir takip ve araştırmayla iyi bellenmelidir.
Ezcümle:
Tarihsiz, kültürsüz, inançsız bir zihniyet, kimlik ve kişilik kaybına uğramış demektir. Böyleleri şehirlerine sahip çıkamazlar. Yaşayanlar mezarlığında ölü olmayalım.
Şehre ve şehir halkının inanç değerlerine sırtlarını dönenler, şehirlerin hiçbir problemini çözemedikleri gibi daha da karmaşık hale getirirler vesselam.







