Belediyede Zeytin Ekmek Sofrası
Ordu’nun sahil ilçeleri birbirine yapışmış. Neresi Ordu, neresi ilçesi belli değil. Perşembe de onlardan birisi.
Zeytin ekmek sofrasına geçmeden önce size Ülkü Kumral’dan kısaca söz etmeliyim.
Ülkü Kumral, Cuma Dergisi ile Vakit’in/Akit’in, İcra Kurulu Başkanımız Mustafa Karahasanoğlu’ndan sonraki “iki” numarasıdır.
Birinci sıraya Mustafa Bey’i, ikiye Ülkü Bey’i koyarsak, ikisinden sonrakileri “onuncu” sıradan başlatmak gerekir.
“İki” ile “on” arasına da, yayın hayatına başladığı günden bu yana, “Cuma/Vakit/Akit’i” hiç bırakmayan “kadim okuyucularımızı” yerleştirip, haklarını teslim etmek gerek.
Ülkü Kumral’ın Cuma/Vakit/Akit yolculuğu, öyle birkaç satırla geçiştirilecek gibi değildir. En az beş cilt kitap olacak kadar nice yılların acı ve tatlı vakalarıyla doludur.
İşte bu “mümin/kahraman” “iki” numaramız, şimdilerde Ordu ile Perşembe arasında mekik dokuyarak, kitap yazma ve sevap işleme icraatlarıyla meşgul.
Geçtiğimiz Cuma namazını birlikte Perşembe Merkez Camii’nde eda ettik. Yunus gönüllü olduğu için selam vereninden, alanından geçilmiyordu.
Camiden çıkarken temiz simalı, güler yüzlü insanlarla tanıştırdı. “Nerden buluyorsun böyle güzel Müslümanları” diye sordum. “Neyi nerede aradığını bilirsen bulursun” dedi.
•
Gökten bedava yağan yağmur bereketiyle ıslanarak Perşembe Belediyesi’ne geçtik ve başkan yardımcısı R. Olcay Çanak’ın odasına girdik.
Meğer camide tanıştığımız güzel yüzlü insanlardan birisi oymuş. Selam sonrası sohbet başlarken, içeri birisi girdi ve elindeki buğday ekmeğini Olcay Bey’in sehpasına koydu.
Meraklı gözlerle izlerken, Olcay bey sehpaya ekmeği yaydı, masasının gözünden zeytin kâsesini çıkarıp “buyurun” etti.
Ülkü Bey’e baktım, Olcay Bey’e baktım. Bu nasıl işti. Belediye başkan yardımcısı odasında öğle yemeği olarak zeytin ekmek mi yiyordu.
Şaşkınlığımın giderilmesine yardımcı oldular ve anlattılar.
Meğer Olcay Çanak, göreve geldiği günden bu yana, öğle yemekleri hep bu türdenmiş. Zeytin ekmek, peynir ekmek. Sebebi?
•
Birinci sebebi; çarşıda yemek yediği vakit kendisine “Olcay Çanak” olduğu için değil, belediye başkan yardımcısı olduğu için imtiyazlı davranılmasını istemediği için.
İkincisi; başkaları tarafından “imtiyazlandırılmış” kişi ve kişilerin, belediyeden “imtiyazlı” isteklerine karşı “adil” davranabilmek için.
“Yoksa” diyor, “imtiyazlı” veya “imtiyazlandırılmış” kişiler, bir hava ile karşıma dikiliyor, ya hak etmediği bir şey istiyor veya başkalarının hakkı olan taleplerde bulunuyorlar.
Bu makamdan bir beklentim yok. İşim; ilçemize ve halkımıza yerli yerince, mümkün mertebe doğru hizmetler sunabilmektir” deyip ekmeğini bölüşüyor.
•
- “Peki, fitne ve fesatçılar bu halden şikâyet etmiyorlar mı” diye sordum.
El cevap:
“Akla hayale gelmedik ne haberler, ne haberler. Lakin bizi önce Hakk, sonra halkımız görüyor. Hakk’ın ve halkın şahitliği yeter”.
Ne diyelim, biz de zeytin ekmeğimizi yiyip düştük yollara.







