--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bayramı Sabırla Yoğurmalı Derler

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Böyle diyenler çok haklılar. Bayramlarımızı bayram gibi yaşayabilmek için büyük bir sabır, inanç, güven, itimat ve daha çok da “samimi bir itikat” lazımdır.

Açık söylemek gerekirse ki gerekir, özellikle büyük şehirlerde, dinle dünya arasında kalan ve işimize geldikçe dünyaya zıplayan, gelmeyince ahirete hoplayan birdirbir oyuncuları gibiyiz.

Bu yüzden sabır ve tahammüle dair inanç ve anlayışımız; “bana dokunulmadıkça” sahasında seyretmekte, dokunulduğu andan itibaren ya savunma veya taarruz başlamakta ki, işte bu yüzden hiç olmazsa “bayramları sabırla yoğurmalı” demişler.

Özellikle Kurban Bayramı, tam bir sabır ve tahammül bayramıdır. Son 20 yıldır bayramların yerini, tamamen bayram muhtevasının dışında bir tatil kültürü almıştır.

Bu sebeple bayramlarımız, muhteva itibariyle ibadetten ziyade bankaları zengin eden eğlence halini almıştır. Detaya gerek yoktur.

Bayramlarımız o hale geldi ki, bir nevi “alınganlıklar ve kırılganlıklar bayramına” dönüştü. Oysa bayramları bize öyle anlatmamışlardı ve şimdiye kadar da böyle yaşamamıştık.

“Sabır ve tahammül”, bayramların nirengi noktasını oluşturmaktadır diye bir kere daha hatırlatma yaptıktan sonra sözden amele geçmesini dilediğimiz şu hakikate varalım.

Eski Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez, “Kalbin Erbaini” adlı eserinde bayram sabahı için şöyle der:

- “Bugün Cennet vatanımız için kanlarını seve seve akıtan muazzez şehitlerimiz ve geçmişlerimiz için hayır duada bulunalım; onlar için Cenab-ı Hak’tan mağfiret ve rahmet dileyelim; ölülerin de üzerimizde hakkı vardır.

Bu güzel bayram sabahında, mümin ve şen gönülleri üzmesi gereken mühim bir gerçek vardır. Hatırlanması gerekir.

Ne yazık ki, Müslüman toplumlar arasında bayram sevincini hissedemeyecek kadar yaralı, yorgun, yoksul, endişeli bir haletle acı çeken topluluklar bulunmaktadır.

Bu sabah onların acısını yüreğimizde hissetmemek olmaz. Onlar için, darda ve sıkıntıdaki bütün müminler için, eza ve sıkıntıdaki tüm insanlar için, bütün samimiyetimizle rabbimize yönelip dua edelim”.

Evet, Myanmar başta olmak üzere, İslam coğrafyasının hali ortada. Bu büyük coğrafyada ayakta ve diri durabilen bir tek ülke biziz.

Biz bari hiç olmazsa, birlik ve beraberliğimizi; fitneye, fesada, kavgaya, kargaşaya yem etmemeliyiz.

İnsan ilişkilerinin hızla bozulmaya yüz tuttuğu bir zaman da az da olsa evlerden evlere sevgi ve muhabbetin taşınması sağlayabilmeliyiz.

Çelik ve beton arasında boğulan birbirimize karşı; bir selamın, bir merhabanın, bir hal hatır sormanın erdeminde bulunabilmeliyiz.

Ezcümle:

Biz Müslümanlar açısından bayramlar kadar imanı, ibadeti ve tarihi, bir sevinç atmosferinde buluşturan ve bu sevinci geleceğe taşıyan başka zaman dilimleri mevcut değildir. Böylesine kutlu bir ümmetiz. 

Bu duygu ve düşüncelerle, sabrı ve sevabı bol bir bayram dileyelim.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle