--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bayram Gündemimiz

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
1

Bugün arife ama bayramı şerifinizi tebrik edelim. Hayırlı bayramlar, hayırlı ibadetler ve hayırlı kabuller.

Sözü bayramdan ziyade bayram ziyaretleri üzerine sürdürelim. Çünkü bayram ve muhtevası adına ne yazılsa, ne söylense, yazanlar da söyleyenler de yazdıklarını, söylediklerini uygulamıyorlar, açıkçası yazmaya cüret edemiyorum. Geçelim.

Bayram sohbetlerinin başlıca konusunu siyaset ve hayat pahalılığı teşkil edecektir. Bu sebeple bayram muhabbeti babından yazıyı insan üzerine kurgulamaya çalışalım.

Denilir ki:

- “İnsanoğlunu en çok korkutan varlık yine insanoğludur”. Oysa hangimiz korkmadan ve kaygı duymadan sığınabileceğimiz bir insana sahip olmak istemeyiz?

Peki, o vakit niye korkuyoruz?

Sorunun cevabı; kendimizde, dilimizde, aklımızda, fikrimizde, karşımızdaki insanlarla ilişkilerimizdedir! “Eken biçer” sözündedir. Daha çok dilimizdedir! Huzurumuzu bilerek kaçırttığımız dilimizde!

Yine derler ki:

- “İnsanın zehrini insan alır”. Hakiki manada âlâ bir kelamdır ama maalesef günümüzde bırakın insanın birbirinin zehrini almasını, aksine zehir enjekte etmektedir.

Niçin? Bencilliğimiz ve menfaatlerimiz için. “Önce ben, sonra ben, yine ben ve sadece ben” kibrimizi mağlup edemediğimiz için.

Durum bu olunca ne oluyor? Hepimiz biliyoruz ki, kendimize başka sığınaklar arıyoruz. İnsana sığınmak yerine, insanlarla konuşmak yerine, makinelerdeki başkalarıyla hemhal oluyor ve onlarla karşılıksız, duygusuz diyaloglar kurduğumuzu sanmaktayız.

Nedir onlar? İnternet dünyasının evlerimize, odalarımıza, ceplerimize; kapağı patlamış baraj gibi gözümüze, kulağımıza, zihnimize akıttığı bir yığın bilgi kirlilikleri.

Şimdi bu kirlilik içerisinde insanın aklı, fikri, düşüncesi ne kadar temiz kalabilir ve insan olarak, bir başka insan ile insani değerler üzerine nasıl ortaklık edebilir?

İşte evlerimizde birbirimizle konuşamadığımız ailemiz başta olmak üzere, hayatın çeşitli kademelerinde rastladığımız kişilerle istediğimiz gibi muhatap olamayışımızın sebebi, kirliliklerin bizi insanlıktan çıkarması sebebiyledir.

Bayram ziyaretleri, bu hususların üzerinde durulması lazım gelen günlerdir. Çünkü bayramlar öyle veya böyle hâlâ paylaşmanın, dayanışmanın, kardeş olmanın, birbirimizi affetmenin, anlamanın ve barışmanın günleridir.

Gelelim bayramda ele alacağımız ikinci bir konuya. Nedir? “şikâyet ile şükür” arasındaki dengenin şaşması ve daha çok şikâyet tarafının ağır basmasıdır.

Oysa şikâyetten önce şükrü hatırlayarak, eleştirmeden önce anlamaya çalışmak, hepimizin şiarı olmalı ve insan kendisini buna hazırlama erdemini göstermelidir.

Şikâyet beraberinde mutlaka sıkıntı getirir. Sürekli şikâyette bulunmak, haklı veya haksız bir sıkıntının neticesidir.

Şükretmek ise kişinin hakkını ve haddini bilmesini demektir ki, bu da elinde olan ile sahip olduğu sağlığının ve hayatını devam ettirdiği imkânların kıymetini bilmesi demektir.

Eleştiri ve şikâyet, kişinin bitmeyen işlerinin ve zihnindeki kargaşanın son bulmasını değil, daha da artmasını sağlar.

Ezcümle:

Kendimizi sigaya çekmeden sürekli başkalarını suçlamak, esasında kendi gerçeğimizden kaçmanın ta kendisidir vesselam.

 

Yorumlar

(1)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

kani

8 Temmuz 2022 08:52

ne hayat pahaliligimi varmis huseyin bey hayret 3500 emekli ayligi aclik siniri 6000 tl bu insanlar nasil kurban kessin

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle