Batının muhafızlığına soyunmak ve riyakârlık
Yedili masanın şakul ipi lime lime olmuş vaziyette. Dün “Yüzümüz Batıya dönük” diyorlardı, şimdi akıllarına ülkemiz geldi.
Bu riyakârlık, insanlık tarihinde görülmemiş ikiyüzlülük olarak tarihe geçecektir. Milletimize ve devletimize dönük yüzlerini göremediğimiz gibi terör örgütlerine sırtlarını dayamanın güvenciyle nara atarken, şimdi küfretmekteler.
Kendilerini aldatınca, milletimizi de aldattıklarını sanmaları ne acı! Vah ki vah!..
Mesela son yirmi yılda meydana gelen gelişmelerle birlikte rüyasını bile göremeyecekleri savunma sanayiimizdeki icatlara karşı çıka çıka, hangi yüzle bu gerçekleri kabullenen milletten oy istemeleri şaşırtıcı değil mi?
Öte yandan, ülkemizdeki bu gelişmelerden en çok kimler rahatsızdır? Batı âlemi! En çok kimler memnundur? Müslüman halklar ve ülkeler!
Malum masanın, dost bellemeleri gerekenleri düşman, düşman bellemeleri gerekeni dost bilmeleri, Tanzimatçıların izinde yürüdüklerini göstermektedir.
•
Haçlı Batı, Tanzimat’la birlikte Osmanlı Devletini ve devamı olacak devleti parantez içine almış ve kendi yönetebileceği, hükmedebileceği bir devlet modeli hayal etmişti.
Bu manada önce tarihimiz ile aramıza engeller çıkarmış, medeniyetimiz ile aramıza kendilerinin bile terk ettikleri çağdışı bir hayat biçimi dayatmış ve köklerimizden koparmak için tarihte, kültürde, edebiyatta bizi topraklarımıza yabancılaştırmışlardır.
Bugün bu yabancılaşmanın takipçiliğini ve sahipliğini muhalefet üstlenmiş durumdadır. Siyasette-ekonomide- kültürde-sanatta, kimlerin kimlerle ittifak ettikleri ve milletimize-devletimize-değer yargılarımıza karşı nasıl mücadele ettikleri meydandadır.
Haçlı Batının; vatanımıza-topraklarımıza-devletimize-bayrağımıza-dinimize ve milletimize dost olmasını beklemek, aklın sınırlarını zorlamak demektir.
Muhalefet milli iradeyi karşısına alarak bu zorlamanın temsilciliğini yaparak seçilmek yerine sicillerini millet nezdinde bozmaktadırlar.
Her gün sayısı artan masa, bir tahrip hummasına tutulmuş vaziyettedir! Siyasi tarih böyle bir tahrip hummasını kaydetmemiştir.
•
Mesela 14 Mayıs akşamı henüz sandıkların daha yüzde yirmisi bile açılmamışken, Batılıların joker olarak kullandırttığı iki belediye başkanının çıkıp, kendi adaylarını Cumhurbaşkanı ilan etmesi hangi akıl-izan-insaf-vicdan ve insani melekelerle izah edilebilir?
Bu hal şunu gösteriyor. Bunlara siyasi yol haritası çizenler, mazimiz ile istiklalimiz ve istikbalimiz arasındaki bağımızı koparma görevi vermişlerdir.
Milletimizin ve devletimizin geleceğine dair umut veren en ufak bir niyetleri olmadığı gibi yüzyıldır emeklemekten kurtulup, yürümeye başladığımız bütün kazanımlarımızı mahvetmeye çalışmaktadırlar.
•
Ezcümle Cemil Meriç’ten:
Merhum Cemil Meriç yıllar ötesinden sanki bugünleri görmüşçesine şöyle söyler:
“Kanaatimce sağ ve sol tasnifi Avrupa’dan ithal edilen bir bidattir. Hepimiz aynı tarihin çocuklarıyız. Düşman bir dünyanın kucağında yaşıyoruz.
Birbirimize kenetlenmez, ahmakça sloganların esiri olarak birbirimizi hançerlemekten vazgeçmez, İslam’ın birleştirici bayrağı altında toplanmaz, İslam’ın şiarı olan müsamaha, adalet ve sevgiye kulaklarımızı tıkamakta ısrar edersek, dünyanın en büyük medeniyetini gerçekleştirmiş olan bu zavallı milletin mezarcısı oluruz”.







