Başımıza ne geldiyse ihmal ve ihanetten geldi
Cennet mekân II. Abdülhamid Han’ın tahttan indirilişinden (27 Nisan 1909) sonra başımıza ne geldiyse “ihmalden” ve “ihanetten” gelmiştir.
Yakın tarihimizdeki “ihmallerimizden yararlanan ihanetçilere” bakıldığında görülür ki, çeşitli isimler altında aynı ihanet zincirinin halkası durumundadırlar.
1915’te Çanakkale Boğazı’nı geçemeyen itilaf devletleri, tam yüzyıldır, milletimizin mayasına uymayan yasalarla ülkemizi yönettirmeye çalışmaktadırlar.
Yüz yıldır tüm denemelere rağmen; ne onların ne de içimizdeki uşaklarının tahmin edemediği bir şey olmuş ve Türkiye, son on beş yılda yeniden atağa kalkmıştır.
Bu gidişi durdurmak için ittifak eden iç ve dış ihanet çetelerinin tuzakları ayaklarına dolanmış ve daha da dolanacaktır.
Şeytana dahi pes dedirten hainliklerden birisi “Yeni Anayasa” hususudur. Amentüsü sağlam insanlarımız, bu meselenin ihmale gelmeyeceğini bilirler.
Her ihmal, ihanetlerin habercisidir çünkü.
¥
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, TBMM Başkanımız İsmail Kahraman, Başbakanımız Davutoğlu ve aklıselim sahibi insanlarımız; “Yeni Anayasanın” gerekliliğinden ve şartından söz etmektedir.
Bu noktada TBMM Başkanımız İsmail Kahraman’ın tespitlerini hatırlayalım:
“Toplumda yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğuna dair genel bir uzlaşma mevcuttur.
Halihazırda 1982 Anayasası yamalı bohçaya dönmüş, 34 yılda 17 kere değişikliğe uğramıştır. 113 maddesi, yani yüzde 63’ü değiştirilmiş durumdadır.
Günümüze cevap vermekten, Türkiye’yi geleceğe taşımaktan uzaktır. İnancım odur ki;
Türkiye’miz, taklit olmayan, toplumun ruh köküne, manevi ve milli değerlerine dayanan, hak ve hürriyetleri teminat altına alan, toplumla uzlaşan, tarihi köklerimize ve içtimai yapımıza uygun, günün şartlarına cevap veren; özlü, yalın, ikide bir değişiklik yapılmasını gerektirmeyen kalıcı nitelikte yeni bir anayasaya kavuşacaktır.
Günümüz Türkiye’sine yakışır yeni bir anayasanın kabulü, Meclis’in bu dönem yürütmeye çalışacağı en önemli çalışmalardan birisi olacaktır”.
Şimdi bu ifadelere “helal süt emmiş hangi insan hayır” diyebilir?
¥
Bir de Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ifadelerine bakalım:
“Bu mesele millidir, yerlidir. Bugüne kadar yapılan anayasaların hepsi ithaldir, ithal yasalarla yönetildik. Artık yerliye ve milliye dönmeliyiz.
Mevcut sistemimiz bir anormallik halidir. Hem seçilmiş Başbakan hem seçilmiş Cumhurbaşkanıyla bu sistemin yürümesi fevkalade güçtür.
Hadi bugün biz aynı siyasi gelenekten gelen, uzun yıllar mesai arkadaşlığı yapmış Cumhurbaşkanı ve Başbakan olarak uyum içerisinde çalışıyoruz.
Ama ben aynı siyasi gelenekten gelmemiş bir Cumhurbaşkanıyla çalıştım. Ne getirdiğini ne götürdüğünü biliyorum. Damdan düştüm, biliyorum”.
¥
Evet, Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanımız, Başbakanımız ve milletvekillerimiz, yeni anayasayı ceplerine koyup götürmeyeceklerdir.
Sözü özü mümin dostlar;
Topraklarımızı Peygamberler, Evliyalar vatan edinmişlerdir. Kelime-i Tevhidin, Ezanın, Kur’an’ın, kıyamete kadar yaşayacağı topraklardır.
Yurdumuzun her köşesi şehidlerimizle doludur. İhmallerimizle ihanetçilere fırsat verilmemeli. Bu dünyanın bir de öte tarafı var.







