Balkan Harbinde Muhacir Olmak
Bu haftaki eserin adı, “Balkan Harbinde Muhacir Olmak”. Yazarı, Balkan Harbi ve göçler üzerine araştırma ve inceleme yapan Doç. Dr. Mustafa Hatipler.
1071 yılından bu tarafa vatan edindiğimiz coğrafyamız; muhacir, mübadil, aşiret ve çeşitli sebeplerle göç edilen topraklar olmuştur.
Göç edilme sebeplerinin başında elbet vatanımızın ve milletimizin “inanılır ve güvenilir” olması gelmektedir.
İnsan sığınacağı yere göçer, güvendiği insanlara sığınır. İster Müslüman ister başka inançlara mensup olsun, bugün de bu gerçek değişmemiştir.
Sebebi bellidir. Öncelikli neden; “topraklarımızın kelime-i tevhid toprağı, halkımızın Müslüman” olmasıdır.
Günümüzde bu hakikat inkâr edilmek istense de göçleri inceleyen aklıselim sahibi vicdanlı ve merhametli her insan böyle olduğunu bilir.
Mustafa Hatipler, Balkan Harbini göç üzerinden incelemiş fakat esasında savaşın görünmeyen yüzlerini aydınlatmış. Balkan tarihinin görülmeyenleri edebi şekilde anlatılmış.
•
Edirne ve Trakya bölgesinin halen gönüllü tarihçisi olan Hatipler’in kitabına takriz ve takdim yazan Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, eseri şu ifadeyle özetlemiş.
“Balkan harbinin gözden kaçan ve insanlarımızın duygusal hayatında büyük yaralar açmış olan muhacirlik olgusunun ayrıntılı bir şekilde incelenmesi, ‘Tarih Bilimi’ açısından oldukça önemlidir”.
Kitaba bir başka takriz ve takdim yazan Doç. Dr. Muhammed Enes Kala ise şunları kaydetmiş:
“Savaşlarda sadece olguya hâkim olmak yetmez, algıya da hâkim olmak çok önemli görülür. Öyle zamanlar gelir ki kurgulanmış algı, kurulu olguyu şekillendirir ve dönüştürür.
Balkan harbinde de biraz bu durum tecelli etmiştir. Savaşa hazır olmayan devletin kendisini okuyup anlamakta zorlanması, diplomasi yoluna hiç tevessül edilmemesi ve algıları yönetebilmekteki başarısızlık, hezimeti hazırlayan sebepler olarak kabul edilir.
Yaşanan hezimet ise insanların üzerine adeta bir karabasan gibi çökmüş ve tarifsiz acıların yaşanmasına neden olmuştur”.
•
M. Enes Kala’nın yerindeki bu ifadelerinden sonra II. Abdülhamid Han’ın tahttan indirilişine, hükmü kimlerin tebliğ ettiğine ve hemen ardından Balkanlar’da II. Abdülhamid’in diplomasisini yıkanların kimler olduğuna bakıldığında, ülkeye ve millete kimlerin ihanet ettiği net anlaşılmaktadır.
•
Şimdi de eserin müellifi Doç. Dr. Mustafa Hatipler’e yer verelim:
“Balkan Harbi, Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinden silinme eyleminin veya Şark Meselesinin çözümünün provası hükmündedir.
Bu prova, yüz binlerce insanın katledilmesi, yerinden yurdundan edilmesi, evsiz, barksız kalması ve açlığa mahkûm olması uğruna yapılmış ve yaptırılmıştır.
Osmanlı Devleti, gerek sayısal olarak gerek moral olarak gerekse yapısal olarak kazanılması mümkün olmayan bir harbe sokulmuştur”.
•
Ezcümle:
Eser, göç üzerinden farklı bir Balkan tarihi olmuş. Yazıyı bir soru ile noktalayalım.
“II. Abdülhamid tahttan indirilmeseydi, Balkan Savaşına girer miydik”?
Eser hakkında: Değişim Yayınları; www.degisimkitap.com







