Bahçeli, Oğuz Destanı yazdı
Hakiki şeytanı kovmak çok kolaydır. “Euzu besmeleyi” çekersiniz, “La havle vela kuvvete” dersiniz, duygularınızı aklınıza esir etmezseniz, şeytan size hiçbir şey yapamaz.
Yalnız insan şeytanları besmele çekseniz de yanınızdan kovamazsınız, hakareti iltifat sayıp, sırnaşıp dururlar. Şerlerinden Allah’ı sığınıp, olabildiğince uzak yaşamak gerekir.
Doğan medyası yine değişmez karakterlerinin gereğini yaptı ve devlet-millet huzurunu dinamitlemeye kalktı.
Mümin feraseti diye bir şey vardır, bu kadar mı ferasetsizleştik. Doğan Medya Grubunda yazan, konuşan kimden bugüne kadar memlekete ve millete zerre hayır gelmiştir de bundan sonra gelecektir? Pes!...
İşte bak Hande teyze gerçek yüzünü göstererek kustu içindeki niyetini. Umarım ders alınır da öyle sahte kahramanlara prim verilmez. Geçelim. Euzubillahimineşşeytanirracim.
¥
Malum dün TBMM’de grup toplantıları vardı. Devlet Bahçeli’nin konuşmasına denk geldim ve sonuna kadar dinledim.
Muhteşemdi. Tam bir Oğuz Destanı yazdı. Her cümlesiyle; “memleket, millet ve dini-milli” değerlerimiz muhtevalı bir konuşmaydı.
Hemen MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ı arayıp, konuşma metninin tamamını istedim. Dinlemekle yetinmedim, bir de okuyarak yüreğimi serinleteyim istedim.
Bu toprakları vatan belleyen ve vatanını namusu bilen her insanımızın takdir edeceği bir manifestoydu.
Nihayet muhalefet ve iktidarın ne demek olduğunu, yeri geldiğinde eleştirilerin ve desteklerin açıkça sergilendiği bir hitaptı.
Bahçeli’nin devlet-millet bütünlüğüne kirli ve öfkeli gözlere bakanlara verdiği cevaptan bazı pasajları hatırlatalım.
¥
“Milli varlığımızı kıskananlar, birlik ve kardeşliğimizi kaldıramayanlar yine hesap yapmakta, yeni senaryolar yazmaktadır.
Bizim içte ve dışta pek çok hasmımız vardır. Türkiye’nin yeni bir milat ve diriliş ruhuyla eskiye sünger çekmesi elzemdir.
Asker bizimdir, devlet bizimdir, hükümet bizimdir, fitneye çanak tutan, cepheleşmeye meydan açan ise bizim gibi görünse de asla bizden değildir.
Biliniz ki, zarar-ziyan büyüktür. Biliniz ki, Türkiye henüz yoğun bakımdan çıkamamıştır.
FETÖ, PKK, IŞİD, PYD-YPG hazır kıta infaz mangalarını Türkiye’ye yönlendirmişken, devletle millet arasındaki kenetlenmenin hırpalanması gaflettir.
Peki, bunca itiş kakışa, bunca patırtı gürültüye, fuzuli görüş ayrılıklarına ne gerek vardır? Milliyetçi Hareket Partisi muhakkak surette devletin ve Türk askerinin kaya gibi ardında duracak, desteğini asla esirgemeyecektir.
Bin yıldır üzerinde yaşadığımız, kıyamete kadar da yaşamaktan başka seçeneğimizin olmadığı kutlu vatan coğrafyası zorlu şartlara sahiptir. Ve vatanın bedeli şehit kanıyla ödenmiş, teyidi sayısız fedakârlıklarla yapılmıştır.
Her karışında kefensiz yatanların bulunduğu vatan toprakları namusumuza emanettir. Nasıl ki namusun tartışması olmayacaksa, vatanın da olmayacaktır ve bu Türk milletinin çiğnenmeyecek tarihi karar ve yeminidir”.
Sözü Cumhurbaşkanımızın lanetlik manşetle ilgili ifadesiyle bitirelim: “Seviyesizlik ve terbiyesizliktir”. Bu söz insan olana yeter.







