Ayasofya Sempozyumu
Abdest alarak secdelere kapanacağız,
Tekbir ve tehlil sadaları boş kubbelerini yeniden dolduracak
İkinci bir fetih olacak,
Ezanlar bu fethin ilanını,
Ozanlar destanını yazacaklar...
Bu olacak Ayasofya,
Bu muhakkak olacak...
İkinci bir fetih, yine bir ba’sü ba’delmevt...
Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,
Ayasofya, belki yarından da yakın!...
Yukarıdaki mısralar, merhum Osman Yüksel Serdengeçti’ye ait. Şiirin tamamı oldukça uzun, bu kadarını almakla iktifa ettik.
Rahmetli bu şiir yüzünden idamla yargılandı. İnanılır gibi değil ama dava açılma gerekçesi, idamla yargılanmaktan daha fena idi ve şuydu:
“Milli mukavemeti kırdığı, Türk-Yunan dostluğunu ihlal ettiği” için. Şükür ki, Osman Yüksel’in de dediği gibi milli iradenin isteğiyle, milli iradenin lideri Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan tarafından ikinci bir fetih olarak açıldı.
Ayasofya elbet Fatih Sultan Mehmet ile anılmakta ve onunla bütünleşmektedir. Dolayısıyla fethin tapusudur. Ayasofya’yı anlamak; Fatih’i, fethi, İstanbul gibi kadim bir şehrin tarihini idrak edebilmektir.
Bu manada Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi-Ayasofya Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, “Ayasofya: Kadim Bir Mabedin Tarihi” başlığıyla önümüzdeki 27-29 Mayıs günlerinde bir sempozyum düzenliyor.
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Andı ve Ayasofya Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Zekeriya Kurşun’un koordinasyonunda gerçekleşecek sempozyumda, Ayasofya tarihi içerisinde her yönüyle ele alınacak.
Sempozyumda hangi başlıklar var onları da hatırlatalım:
Tarih İçinde Ayasofya/Ayasofya: Devletler ve İktidarlar/Ayasofya Etrafında Dini İnanç ve Ritüeller/Ayasofya’da Eğitim ve Telif Faaliyetleri/Ayasofya ve Şehir/Kültürler ve Toplumlararası İlişkilerde Ayasofya/Mimari, Sanat ve Musikî Yönleriyle Ayasofya/Savaş ve Barışta Ayasofya/Yazılı ve Sözlü Kültürlerde Ayasofya!
•
Ayasofya Camii’nin, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethin gayesine uygun olarak camiye çevrilmesi kadar normal bir şey olamazdı. Anormal olan, bu caminin kiliseye dönüşmesini yahut müzeye dönüşmesini istemekti.
Ayasofya Camii, müzeye dönüştükten sonra cami olarak açıldığı güne kadar, amentü sahibi her Müslümanın hatta dünya Müslümanlarının yüreğindeki bir yaraydı.
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bir güzellik daha yapsa da müzeye dönüşünden, camiye kavuştuğu güne kadar basında yahut çeşitli mecralarda yazılan ve konuşulanları seri halde yayınlasalar.
Ayasofya’nın ibadete açılma umudunun ilk yeşerdiği devirlerden birisi de MC Hükümetlerinin yılları olmuştur. Ayasofya’nın kapısında nice 29 Mayıs günlerinde “Ha açıldı, ha açılacak”, diye çok bekledik ve bekletildik.
Neyse bu yarayı açmaya gerek yok. Şükür o gün bekleyenlerden birisi de R. Tayyip Erdoğan’dı. Demek bu kadar zaman geçmesi gerekiyormuş. Bekledik ve vakti, saati, nasip günü 24 Temmuz 2020 günü imiş.
Rabbim kıyamete kadar cami olarak ibadet edilmesini nasip etsin. Âmin.







