Aşınmış vicdanlar
Vicdan denilen elle tutulmayan, gözle görülmeyen büyük hâkim, Allah’ın insana kendi adına “vazifeli” tayin ettiği adalet temsilcisidir.
Bu hâkim, insanı imar eden, insanı insan eden, Allah korkusuna ve ahiret gününe iman edilmesini sağlayan hâkimdir. Kişiyi hesap gününe şahitleriyle teslim edecek bir hâkimdir.
Dünyanın her toplumunda olduğu gibi bizde de vicdanı aşınmış, hâkimi hiçe saymış niceleri vardır.
Vicdanın aşınması, kişinin insanlığını kaybetmesi demektir. Dini, dili, kültürü, sanatı, ekonomisi ne olursa olsun, hangi işi yaparsa yapsın, aşınmış vicdanla yaşayabiliyorsa, hiçbir işinde toplum adına hayır yoktur.
Bu hususta verilebilecek çok örnekler vardır, pek çok sahada yine çeşitli hadiselerle karşılaşıp, “Bu nasıl insanlık” demediğimiz gün geçmiyor.
Hangi birini dile getirsek, ardından birbirine bağlı halkalar peş peşe takılıyor ve “aşınmış vicdanların sahibi insan artıklarının” akıttığı ihanetlerle boğuşuyoruz.
Neyse birini seçelim.
Rahmetli dedem derdi ki:
-“Oğul! Paranın gavuru Müslümanı olmaz. Paranın haramı, helalinden tatlı gelir ve vicdanı pörsümüş kimseler helali terk ederek, harama dalar”.
Rahmetlinin bu sözü yıllardır hafızamda canlılığını koruyarak yaşamaktadır. Hakikaten de öyle. Görmekteyiz ki, paranın Müslümanı gavuru olmuyormuş.
•
Epey bir zamandır, dünyadaki kriz bahane edilerek gıda konusunda büyük oyunlar ve sahtekârlıklar döndüğü yazılıp konuşuluyor.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan başta olmak üzere hükümetin bütün birimleri canhıraş şekilde bu kursak gaspçılarıyla mücadele ediyor ama haramzadeler haramdan vazgeçmedikleri için ellerini halkın cebinden çekmiyorlar.
Kuru-yaş, yiyecek-içecek ne kadar gıda maddesi varsa, bilumumu üzerinden halkı soymak için ellerinden gelen her türlü sahtekârlığı sergiliyorlar.
Bu arada şu “Hal Yasası” niye çıkmıyor o da bir türlü anlaşılmış değil. Ayrıca irili ufaklı marketler neden enine boyuna denetlenmiyor?
Galiba kanunların, yaptırımların faydası olmuyor, yetersiz kalıyor. Gerçi vicdanı aşınmış kişiye kanun ne yapsın, yaptırım ne etsin, kuldan utanmayanın sahibi şeytandır.
Gıda sektöründe yaşanılan bu vicdansızlıkları yapanların acaba aileleri yok mudur? Yaptıkları haksızlıkların, milletin cüzdanlarına göz dikmelerinin bedelini eninde sonunda kendisinden, çoluğundan-çocuğundan çıkacağını bilmiyorlar mı?
Bu hususu konuştuğumuz herkes merak ediyor ve buğz ediyorlar. Buğz bitirir.
İnsanların kursaklarına böylesine göz dikmiş kimselerin çevrelerinde, bunlara yapıp ettiklerinin doğru olmadığını anlatacak hiç ehli vicdan kimseler yok mudur?
Yaşayalım, yaşamayalım, ister “Dil Müslümanı”, ister “Din Müslümanı” olalım. Dil Müslümanı da Din Müslümanı da Ahiret gününe iman eder.
Peki, bu nasıl iman? Neyse, yaşattığını yaşamadan göçmezmiş insan!
•
Ezcümle:
Müslümanlar için kitabımızdan bir ayeti kerime:
“Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kârını istiyorsa ona da dünyadan bir şeyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz.” (Şûrâ, 20)







